Adı Abdullah, künyesi Abdurrahman’dır. Babası Mes’ud, annesinin adı Ümm-i Abd’dir. Babası hakkında fazla bir bilgi yoktur. Onun, ZühreoÄŸullarından Abd b. Hâris’in müttefiki olduÄŸu bilinmektedir.

Abdullah, Mekke’nin fakîh âilelerinden birine mensuptu. GençliÄŸinde Ukbe b. Ebi Muayt’ın koyunlarını güderek çobanlık yapmıştır. Abdullah b. Mes’ud Hz. Peygamber ile ilk tanışması ve karşılaÅŸmasını şöyle anlatır: Ben Ukbe b. Ebi Muayt’ın koyunlarını güdüyordum. Bir gün Rasûlullah (s.a.s.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.) yanımdan geçiyorlardı. Rasûlullah bana sütümün olup olmadığını sordu. Ben de ona çoban olduÄŸumu ve bu koyunların emânet olduklarını söyledim. Bunun üzerine Rasûlullah: “Yavrulamamış ve süt vermeyen bir koyunun var mı? Bana gösterir misin?” dedi. Ben de koç yüzü görmemiÅŸ bir koyun yanaÅŸtırdım. Rasûlullah koyunun memesini tutup saÄŸmaya baÅŸladı. Gerçekten yavrulamamış ve sütü olmayan bu koyundan süt sağıp Ebu Bekir’e verdi. Hz. Ebu Bekir içti; sonra kabı Rasûlullah alıp o da içtikten sonra koyunu saldı. ” (İbn Sa’d, Tabakat, 111, 150-151)

İşte İbn Mes’ud o günden sonra Hz. Peygamberin yanından ayrılmadı.

İslâm’ı kabul edenlerin altıncısıdır. O müslüman olduÄŸu zaman Peygamberimiz (s.a.s.) henüz Erkam’ın evine taşınmamıştı.

İslâm’ı kabul ettikten sonra hep Kur’ân-ı Kerim ezberlemiÅŸtir. Kendi ifâdesiyle hıfzettiÄŸi yetmiÅŸ sûreyi Hz. Peygamber (s.a.s.)’in huzurunda okumuÅŸtur. Sahâbeler arasında hiç kimse bu konuda kendisiyle rekabete giriÅŸememiÅŸ, daha sonra Abdullah Kur’an’ın tamamını ezberlemiÅŸtir.

İbn Mes’ud, müslüman olduÄŸu sıralarda müslümanlar Hz. Peygamber ile açıktan açığa ibâdet edemiyor, istedikleri yerde yüksek sesle Kur’an okuyamıyorlardı. Müslümanların böyle bir hareketi, müşriklerin bütün câhilî duygularını kabartır, onları müslümanlara karşı ÅŸiddetli ve canice saldırılarda bulunmaya sürüklerdi. Bunun içindir ki müslümanlar, bu gibi tehlikelerden sakınmak isterler, müşrikleri aleyhlerinde harekete teÅŸvik ve tahrik edecek hareketlerden kaçınırlardı. İşte bu zor günlerde Abdullah İbn Mes’ud, Kâbe’de Kur’ân okumak istemiÅŸti. Hz. Peygamber ve Ashâbı bunun tehlikeli bir hareket olduÄŸunu, özellikle Mekke’de kendisini himaye edecek büyük bir âilenin bulunmadığını, müşriklerin ona karşı pervasızca hareket ederek kendisini iÅŸkenceye uÄŸratacaklarını söylemiÅŸler, fakat İbn Mes’ud’un iman coÅŸkunluÄŸu bütün bunları geçmiÅŸ: “Beni, onların ÅŸerrinden Allah korur!” diyerek kalkmış ve Kâbe’ye gitmiÅŸti.

Tags: