<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurislam.Org &#187; Aşere-i Mübeşşere</title>
	<atom:link href="http://www.nurislam.org/category/sahabiler/asere-i-mubessere/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nurislam.org</link>
	<description>İslamiyet Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Dec 2011 02:49:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Hayatta iken Cennet ile müjdelenen sahabeler</title>
		<link>http://www.nurislam.org/hayatta-iken-cennet-ile-mujdelenen-sahabeler.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/hayatta-iken-cennet-ile-mujdelenen-sahabeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:32:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatta iken Cennet ile müjdelenen sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere (Hayatta iken Cennet ile müjdelenen sahabeler)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #800000;"><strong>Aşere-i Mübeşşere (Hayatta iken Cennet ile müjdelenen sahabeler)</strong></span></p>
<table style="height: 72px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="388" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="339"><a href="http://www.nurislam.org/ebu-bekir-es-siddik-ra.html" target="_blank">Hz. EBU BEKIR</a></td>
<td width="261"><a href="http://www.nurislam.org/said-b-zeyd.html">SAID b. ZEYD</a></td>
</tr>
<tr>
<td><a href="http://www.nurislam.org/omer-b-hattab-ra.html" target="_blank">Hz. ÖMER b. HATTAB</a></td>
<td><a href="http://www.nurislam.org/talha-b-ubeydullah-ra.html">TALHA b. UBEYDULLLAH</a></td>
</tr>
<tr>
<td><a href="http://www.nurislam.org/osman-b-affan-ra.html" target="_blank">Hz. OSMAN b. AFFAN</a></td>
<td><a href="http://www.nurislam.org/zubeyr-b-el-avvamzubeyr-b-el-avvam.html%20">ZUBEYR b. el AVVAM</a></td>
</tr>
<tr>
<td><a href="http://www.nurislam.org/hz-ali.html" target="_blank">Hz. ALI (k.v)</a></td>
<td><a href="http://www.nurislam.org/ebu-ubeyde-b-el-cerrahebu-ubeyde-b-el-cerrah.html">EBU UBEYDE b. el CERRAH</a></td>
</tr>
<tr>
<td><a href="http://www.nurislam.org/sad-b-ebi-vakkas.html">SA&#8217;D b. EBI VAKKAS</a></td>
<td><a href="http://www.nurislam.org/abdurrahman-ibn-avfabdurrahman-ibn-avf.html">ABDURRAHMAN b. AVF</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/hayatta-iken-cennet-ile-mujdelenen-sahabeler.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/hayatta-iken-cennet-ile-mujdelenen-sahabeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ABDURRAHMAN İBN AVF</title>
		<link>http://www.nurislam.org/abdurrahman-ibn-avf.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/abdurrahman-ibn-avf.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[ABDURRAHMAN İBN AVF]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Rasûlullah'ın hayatta iken Cennetle müjdelediği on sahâbîden ve ilk müslümanlardan biri. Kureyş* kabîlesinin Zühreoğullarından Hâris'in oğlu olup Câhiliyye* devrinde asıl adı Abdulkâ'be veya başka bir görüşe göre Abdu Amr idi....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; color: #000000; font-size: x-small;"></p>
<p align="justify">Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in Erkam&#8217;ın evindeki faaliyetlerine  başladığı günlerde İslâm&#8217;a giren Abdurrahman&#8217;a bu ismi Rasûlullah vermiştir. Ebû  Muhammed künyesi ile tanınan Abdurrahman&#8217;ın annesi Şifâ binti Avf b. Adi&#8217;l-Hâris  b. Zühre b. Kilâb idi. Rivâyete göre Abdurrahman &#8216;Fil Olayı&#8217;ndan yaklaşık yirmi  yıl sonra dünyaya gelmişti.</p>
<p align="justify">Abdurrahman b. Avf (r.a.) ilk müslümanlardan olmasından  dolayı Kureyş&#8217;in zâlim tutumuna dayanamayan ashâb ile birlikte Habeşistan&#8217;a  yapılan iki hicrete de katılmıştı. Nihayet Rasûlullah, ashâbı Medine&#8217;ye hicret  etmeye teşvik edince, o da diğer ashâb ile birlikte hicret etmişti. Hz.  Peygamber (s.a.s.) Medine&#8217;de Ensâr ile Muhâcirler arasında kardeşlikler ilân  edince Abdurrahman b. Avf ile Ensâr&#8217;dan Sa&#8217;d b. Rabî&#8217;i kardeş ilân etmişti</p>
<p align="justify">Ensâr&#8217;ın ileri gelenlerinden Sa&#8217;d b. Rabî&#8217; &#8216;Din kardeşi&#8217;  Abdurrahman&#8217;a şunları söylemişti:</p>
<p align="justify">&#8220;Benim bir hayli malım vardır. Bunun yarısını sana veriyorum.  Ayrıca iki eşim vardır. Bunlardan birini boşayacağım, iddeti bitince onu  nikâhlarsın.&#8221; Bu büyük âlicenaplık karşısında Abdurrahman b. Avf kardeşine  şunları söylüyordu:</p>
<p align="justify">&#8220;Cenâb-ı Allah malını ve aileni sana mübarek eylesin. Senin  bu davranışına karşı Allah ecrini versin. Sen yalnız bana çarşının yolunu  göster, benim için yeterlidir.&#8221;</p>
<p align="justify">Abdurrahman b. Avf (r.a.) ticaret hayatını çok iyi bilen  Kureyş içinde büyüdüğü için bu işin tam bir uzmanı olarak Medine çarşısında  alışverişe başlamış ve Allah ona büyük servet vermişti. Abdurrahman bu ticârî  hayatını şöyle anlatır:</p>
<p align="justify">&#8220;Cenâb-ı Allah bana öyle bir nimet verdi ki, bir taşı bile  bir yerden kaldırıp başka yere koyduğumda sanki altın oluveriyordu.&#8221;</p>
<p align="justify">Abdurrahman b. Avf (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in bütün  gazvelerine katılmış ve ilk İslâm cihad hareketinden en güzel şekilde nasibini  almıştı.</p>
<p align="justify">Ashâbtan Muğîre b. Şu&#8217;be (r.a.)&#8217; den rivâyet edildiğine göre  Hz. Peygamber (s.a.s.) çıktığı gazvelerin birinde yolda konaklamışken Ashâb&#8217;ın  bulunduğu yerden biraz uzak bir noktaya çekilip hâcetini defederek abdest alıp  döndü. Rasûlullah ashâbının yanına vardığında ashâb Abdurrahman b. Avf&#8217;ın  arkasında namaza durmuştu. Muğîre hemen gidip Abdurrahman&#8217;a Rasûlullah&#8217;ın  geldiğini haber vermek istediyse de Rasûlullah buna engel olmuş ve  Abdurrahman&#8217;ın arkasında namazını kılmıştı. Böylece Hz. Peygamber&#8217;in ilk defa  arkasında namaz kıldığı kişi Abdurrahman b. Avf olmuştur. Daha sonra da  bilindiği gibi Rasûlullah hastalığı sırasında Hz. Ebu Bekr&#8217;in arkasında namaz  kılmıştı.</p>
<p align="justify">İbn Sa&#8217;d Tabakâtu&#8217;l-Kübrâ adlı eserinde bu seferin Tebük  seferi olduğunu kaydetmektedir (İbn Sa&#8217;d Tabakât, 111, 129).</p>
<p align="justify">Rasûlullah (s.a.s.) Abdurrahman b. Avf&#8217;ı ashâbtan yediyüz  kişilik bir askerî kuvvetle H. 6 (M. 628) yılı Şa&#8217;ban ayında Dûmetu&#8217;l-Cendel&#8217;e*  göndermişti. Abdurrahman, Hristiyanların hüküm sürdüğü bu bölgeye gelip onları  İslâm&#8217;a davet etmiş, büyük bir kısmı buna yanaşmadığı halde bölgenin ileri gelen  kabile reislerinden el-Asbağ b. Amr el-Kelbî Hristiyanken İslâm&#8217;a girmişti.  Abdurrahman da el-Asbağ&#8217;ın kızı Tumâzar ile evlenmiş ve ondan oğlu Ebû Seleme  dünyaya gelmişti.</p>
<p align="justify">Yine İbn Sa&#8217;d'ın ifâdesine göre Hz. Peygamber ashâb içinde  ipek giymeyi yalnız Abdurrahman&#8217;a müsaade etmişti. Zira Abdurrahman b. Avf&#8217;ın  vücudunda bir kaşıntı (cüzzam olma ihtimali) vardı.</p>
<p align="justify">Hz. Peygamber&#8217;in vefatından sonra bir gün Medine&#8217;de bir  heyecan ve kalabalık meydana gelmişti. Bunun sebebini soran Hz. Âişe (r.an)&#8217;ya  Abdurrahman b. Avf&#8217;ın kervanının şehre yaklaştığı söylenince Hz. Âişe şöyle  demişti:</p>
<p align="justify">&#8220;Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştu: &#8220;Abdurrahman sırattan  geçerken düşer gibi oldu ama düşmedi.&#8221; Hz. Âişe&#8217;nin bu sözlerini haber alan  Abdurrahman beşyüz deve olduğu söylenen bu kervanını sırtındaki yüklerle  birlikte tamamen Allah rızası için bağışlamıştı. Develerin sırtındaki malların  develerden çok daha değerli olduğu kaydedilmektedir. Ashâbın en cömertlerinden  biri olduğu bilinen Abdurrahman b. Avf&#8217;ın birçok gazvede ve özellikle Tebük  gazvesinde Allah yolunda büyük infâklarda bulunduğu bilinmektedir.</p>
<p align="justify">Ayrıca Hz. Peygamber&#8217;in vefatından sonra Nâdiroğulları*  mahallesinde sahip olduğu arazisini kırkbin dinâra satarak Rasûlullah&#8217;ın  zevcelerine dağıtmıştı. Hz. Âişe&#8217;ye payı getirildiğinde bunu kimin gönderdiğini  sormuş, Abdurrahman b. Avf&#8217;ın gönderdiği söylenince şöyle demişti: &#8220;Hz.  Peygamber (s.a.s.), &#8220;Benden sonra Allah&#8217;ın sabırlı kulları size karşı şefkatli  davranacaktır. Allah, Abdurrahman b. Avf&#8217;a Cennet pınarlarından kana kana içmeyi  nasip etsin&#8221; buyurmuştu.&#8221;</p>
<p align="justify">Hz. Ebû Bekir vefatından önce hilâfete Ömer b. el-Hattab&#8217;ın  geçmesi hususunda Abdurrahman&#8217;ın görüşünü sormuş o da şöyle demişti: &#8220;Ömer senin  düşündüğünden daha iyidir. Fakat otoriterliği fazladır.&#8221; Hz. Ebû Bekir de şöyle  karşılık vermişti: &#8220;Ömer&#8217;in sertliği benim yumuşaklığımdan kaynaklanıyor. İşleri  üzerine alırsa bu sertliği kaybolur. Bir gün ben adamın birine çok kızmıştım.  Ömer ise çok yumuşak davranmıştı. Ben yumuşak davransam o çok sertleşiyor.&#8221;</p>
<p align="justify">Hz. Ömer&#8217;in hilâfeti sırasında büyüyen devlet ve genişleyen  sınırlar karşısında işlerin daha rahat çözülmesi için oluşturulan devlet  şûrâsında Abdurrahman b. Avf&#8217;ın önemli bir yer aldığını görüyoruz. Yeni  fethedilen Irak arazisinin gaziler arasında paylaşılması veya devlete  bırakılması hususunda ortaya çıkan iki görüş vardı. Hz. Ömer ashâbın diğer ileri  gelenleriyle birlikte bu toprakların paylaşılmamasından yana iken Abdurrahman b.  Avf, Bilâl-i Habeşi* ile birlikte buna muhalif olup fethedilen yerlerin  paylaşılmasından yana idiler.</p>
<p align="justify">Hz. Ömer şehid edildiğinde yarım kalan namazın tamamlanması  için Abdurrahman görevlendirilmişti. Nihayet Hz. Ömer&#8217;in tedâvî edilmesinin zor  olduğu ve ecelinin yaklaştığı anlaşılınca yeni seçilecek halîfenin belirlenmesi  için kurulan &#8216;şûrâ&#8217;da Abdurrahman b. Avf da yer almıştı. Şûrâda bulunanlardan  Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah ve Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas haklarından ferâgât  edince Şûrâda halîfe adayı olarak üç kişi kalmıştı. Hz. Ali, Hz. Osman ve  Abdurrahman b. Avf. Abdurrahman da bu husustaki hakkından ferâgât edince adaylar  ikiye düşmüştü. Abdurrahman bu hususta ashâbın ileri gelenleriyle uzun  görüşmeler yapmış ve Hz. Ali ve Hz. Osman&#8217;dan karara uyacaklarına dair kesin söz  aldıktan sonra bu konudaki kanaat ve karan Hz. Osman&#8217;a bey&#8217;atin yararlı olacağı  hususunda toplanınca, hilâfete Hz. Osman getirilmişti.</p>
<p align="justify">Abdurrahman b. Avf (r.a.) artık bir hayli yaşlanınca Hz.  Osman devrinde çok sâkin bir hayat yaşamış ve nihayet hicretin 32. yılında  Medine&#8217;de vefat etmişti.</p>
<p></span></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/abdurrahman-ibn-avf.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/abdurrahman-ibn-avf.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EBU UBEYDE B. el-CERRÂH</title>
		<link>http://www.nurislam.org/ebu-ubeyde-b-el-cerrah.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/ebu-ubeyde-b-el-cerrah.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:19:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[EBU UBEYDE B. el-CERRÂH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Emînü'l-Ümme lâkabıyla anılan, ilk müslümanlardan ve aşere-i mübeşşere* 'den olan sahâbî. Asıl adı Amir b. Abdullah b. el-Cerrâh'tır. Kureyş kabîlesinin Fihroğulları'ndandır. Nesebi, Rasûlullah'ın nesebiyle dedelerinden Fihr'de birleşir (İbn Sa'd, et-Tabakat, III, 297; İbnül-Esir, Üsdü'l-Ğâbe, III, 84).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; color: #000000; font-size: x-small;"></p>
<p align="justify">Ebû Ubeyde, Hz. Ebû Bekir&#8217;in dâvetiyle veya Osman b. Maz&#8217;un  başkanlığında arkadaşlarıyla Rasûlullah&#8217;a giderek müslüman olmuştur (İbn Sa&#8217;d,  et-Tabakat, III, 298). Habeşistan&#8217;a göç edenler arasında ikinci kafiledendir.  Medine&#8217;de Rasûlullah onunla Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;ı kardeş ilân etmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe,  IV, 111). Ebû Ubeyde, kahramanlığıyla tanındığı kadar, &#8220;Eminü&#8217;l-Ümme (ümmetin  emini)&#8221; lâkabıyla meşhur olmuştur. Rasûlullah onun için: &#8221;Her ümmetin bir emini  vardır, bu ümmetin emini Ebû Ubeyde b. el-Cerrah&#8217;tır&#8221; buyurmuştur (Müslim, VII,  127; İbn Mâce, I, 136). Esasında Rasûlullah&#8217;ın bütün ashâbı emanet ve âdillikte  eşittir: ancak bir vasfın her insanda aynı derecede inkişaf etmeyeceği tabîidir.  İşte Hz. Peygamber, emîn olma vasfının ashâbı içinde en fazla Ebû Ubeyde&#8217;de  temayüz ettiğini bunun için belirtmiştir. İbn Hibbân, Enes b. Mâlik&#8217;ten rivâyet  ettiğine göre, Rasûlullah, &#8220;Ümmetimin en merhametlisi Ebû Bekir, en şiddetlisi  Ömer, en hayalısı Osman en helâl ve haramı bileni Muaz b. Cebel, ferâizi en iyi  bilen Zeyd b. Sâbit, en düzgün Kur&#8217;ân okuyanı Übeyy b. Ka&#8217;b, en emîni Ebû  Ubeyde&#8217;dir&#8221; buyurmuştur.</p>
<p align="justify">Ebû Ubeyde de diğer büyük sahâbîler gibi bütün gazalara  katılmıştır. Bedir gazasında müşriklerin safında çarpışan ve kâfir olan babası  Abdullah&#8217;la karşılaşmış ve onu öldürmüştür. İslâm akîdesinin ilk yaygınlaştığı  dönemlerde buna benzer olaylar çoktur. Meselâ, Hz. Ebû Bekir oğlu ile, Mus&#8217;ab b.  Umeyr kardeşi ile, Hz. Ömer dayısı ile çarpışmıştır. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de şöyle  buyurulur: &#8220;Allah&#8217;a ve âhiret gününe îman eden hiçbir kavmi, babaları, oğulları,  kardeşleri, hısım ve akrabaları olsalar bile Allah ve Rasûlüne meydan okumaya  kalkışanlara sevgi besler bulamazsın. İşte Allah onların kalplerine iman yazmış  ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarında  ırmaklar akan Cennetlere koyar ve orada ebedî kalırlar. Öyle ki, Allah onlardan  onlar da Allah&#8217;tan hoşnutturlar. İşte bunlar Allah taraftarıdırlar. İyi bilin  ki, Allah taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir&#8221; (el-Mücâdele, 58/22).</p>
<p align="justify">Ebû Ubeyde, Uhud savaşında Rasûlullah&#8217;ın yüzüne batan miğfer  parçalarını dişleriyle çekerken ön dişleri kırılmış, Hendek&#8217;te, Benû Kureyza&#8217;da,  Rıdvan Beyatinde Hudeybiye&#8217;de, Hayber&#8217;de, en cesur savaşçılardan biri olmuştur (İbn  Sa&#8217;d, et-Tabakat, I, 298). Câbir (r.a.)&#8217;ın naklettiğine göre Ebû Ubeyde  kumandanlığında keşfe gönderilen sahâbe birliğinin bir dağarcık hurması  bulunmakta; bütün gün onlar bir hurmâ ile idare etmekte veya ağaç yapraklarını  suyla ıslatarak açlıklarını yatıştırmaya çalışmaktadırlar. Arapça&#8217;da bu  yapraklara habat denildiğinden, ona izâfeten Habat gazası diye geçen bu olayda,  üçyüz kişilik birlik, sâhile vardıktan sonra büyük bir balık ile karınlarını  doyurmuşlardır (Buhâri, Bâb-ı Gazveti Seyfü&#8217;l Bahr, Tecrid-i Sarîh Tercümesi, X,  364-367).</p>
<p align="justify">Bu örnek olay, sahâbenin hangi zor şartlar ve yokluk altında  ilâyı kelimetullah için cihada çıktığına sadece bir tek örnektir. Yine Ebû  Ubeyde&#8217;nin şahsında, kumandanlık için nefsi tezkiye etmenin ve Rasûlullah&#8217;a  kesin itaatin bir örneğini görmek mümkündür: &#8220;Rasûlullah, Beliy ve Üzre  kabilelerine Amr b. el-Âs&#8217;ı bir grup sahâbînin başında kumandan olarak gönderdi.  Amr&#8217;ın validesi Beliy kabilesindendi. Amr, Cüzam mevkiinde &#8220;Zâtü&#8217;s-Selâsil&#8221;  denilen bir yerde durmuş, ilerleyememiş ve Rasûlullahttan yardım istemiştir.  Rasûlullah, içlerinde Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer&#8217;in de bulunduğu bir birliği Ebû  Ubeyde kumandanlığında Amr&#8217;a yardıma göndermiştir. Ebû Ubeyde&#8217;ye: &#8220;Amr b. el-As  ile aranızda ihtilâf çıkmasın&#8221; diye de tenbih etmiştir. Hakikaten Amr ile  karşılaştığında Ebû Ubeyde, Amr&#8217;ın kumandanlık hususunda bencil davrandığını  görünce: &#8220;Allah Rasûlü bana &#8216;Amr ile ihtilâf çıkarma&#8217; dedi; onun için sen beni  dinlemezsen, ben seni dinlerim&#8221; demiştir. Ebû Ubeyde kumandanlığa daha lâyık  olmasına rağmen bu büyük davranışı göstermiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I,  196).</p>
<p align="justify">Ebû Ubeyde hicrî 9. yılda Rasûlullah tarafından &#8220;Eminü&#8217;l-Ümme&#8221;  diye övülerek, Necran hristiyanlarından cizye almaya memur edildi. Rasûlullah  Necran hıristiyanlarını Medine&#8217;ye çağırarak onları İslâm&#8217;a dâvet etti; ancak  hristiyanlar, İslâm&#8217;ı kabul etmeyip sadece cizye verebileceklerini, bunu da  alması için &#8220;güvenilir&#8221; birini memur etmesini Rasûlullah&#8217;tan istediler,  Rasûlullah da, &#8220;Size hakkıyla emîn bir adam göndereceğim&#8221; diyerek Ebû Ubeyde&#8217;yi  gönderdi. Rasûlullah, Bahreyn ile sulh yaptıktan sonra onlardan toplanacak  cizye&#8217;yi almaya da Ebû Ubeyde&#8217;yi görevlendirdi.</p>
<p align="justify">Ebû Ubeyde, Mekke fethinde, Taif muhasarasında, Vedâ  Haccı&#8217;nda hep Rasûlullah&#8217;ın yanında bulunmuştur. Rasûlullah&#8217;ın vefâtından sonra  meydana gelen Benû Saîde sakifesi olayında Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ebû  Ubeyde birlikte hareket etmişlerdir. Hz. Ebû Bekir, Ebû Ubeyde&#8217;nin elinden ve Hz.  Ömer&#8217;in elinden tutarak ortalarında durmuş, sahâbeye bu iki zattan birisine  bey&#8217;at etmelerini söylemiş; bu sözlerin hemen ardından Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir&#8217;e  bey&#8217;at edince, Ebû Ubeyde de Ebû Bekir&#8217;e bey&#8217;at etmiştir. Ebû Bekir, vefât  ederken bu olayı anımsatmış ve, &#8220;Benû Saide sakifesinde Hz. Ömer&#8217;i halifeliğe,  Ebû Ubeyde&#8217;yi vezirliğe lâyık gördüğünü&#8221; söylemiştir (Taberî, Târih, III, 430).</p>
<p></span></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/ebu-ubeyde-b-el-cerrah.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/ebu-ubeyde-b-el-cerrah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZÜBEYR B. el-AVVAM</title>
		<link>http://www.nurislam.org/zubeyr-b-el-avvam.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/zubeyr-b-el-avvam.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[ZÜBEYR B. el-AVVAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Zübeyr b. el-Avvam b. Huveylid b. Esed b. Abdi'l-Uzza b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b. b. Lüeyy el-Kuraşî el-Esedî. Büyük oğlu Abdullah'tan dolayı "Ebû Abdillah" diye çağrılırdı. Peygamber (s.a.s)'in dostu ve havarisi (yardımcısı), aynı zamanda halası Safiyye binti Abdulmuttalib'in oğludur....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; color: #000000; font-size: x-small;"></p>
<p align="justify">Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hz. Ömer&#8217;in  vefatından sonra, halife seçimini gerçekleştirmeleri için tayin ettiği altı  kişilik &#8220;Ashabü&#8217;ş şûra&#8221; (danışma kurulu) üyelerindendir. Annesi kendisini &#8220;Ebu&#8217;t-Tâhir&#8221;  diye çağırırdı. Fakat Zübeyr (r.a) kendisini oğlu Abdullah ile künyelendirmiş ve  bu künye ile tanınmıştır (el-Askalânî, el-İsâbe fı Temyizi&#8217;s Sahâbe, Beyrut,  t.y., III, 5; İbn Hişâm, Sîre, Mısır 1955, I, 250; Buharî, Fedâilü Ashâbi&#8217;n-Nebî,  13; İbn Abdi&#8217;l-Berr, el-İstiâb fî Ma&#8217;rifeti&#8217;l-Ashâb, Kahire, t.y., II, 510; İbn  Sait Tabakâtü&#8217;l-Kübra, Beyrut,1957, III, 100).</p>
<p align="justify">Zübeyr, Hz. Ebu Bekir&#8217;in İslâm&#8217;a girmesinden kısa bir müddet  sonra müslüman olmuştur. İlk müslümanların dördüncüsü veya beşincisidir. Ancak  ne doğum tarihi, ne de kaç yaşındayken müslüman olduğu kesin olarak  bilinmemektedir. Muhtelif kaynaklar, müslüman olduğu sırada onun 8-16 yaşları  arasında bulunduğu söylerse de bu tahminlerin doğruluğu şüphelidir. Zira babası  Avvam b. Huveyfid&#8217;in Ficar savaşlarından birinde (kuvvetli bir ihtimalle  dördüncü ve son savaşta) öldürüldüğü, onu öldürenin de Mürre b. Muatab es-Sakafi  olduğu kabul edilmektedir. Bazı kaynaklarda Zübeyr (r.a)&#8217;ın Hz. Afi, Talha ve  Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas ile aynı yılda doğduğu ifade edilmektedir (el-Endelüsî, el-Ikdü&#8217;l-Ferîd,  Beyrut, t.y., VI, 92; İbn Kuteybe, el-Maârif, Lübnan,1970, 96; el-Askalânî,  a.g.e., III, 5; İbnü&#8217;l-Esir, Üsdü&#8217;l-Ğâbe fî Ma&#8217;ifeti&#8217;s-Sahabe, Kahire, 1970, II,  250; Ziriklî, el-A&#8217;lâm, Beyrut, 1969, III, 74; İbn Abdi&#8217;l-Berr, a.g.e., II,  510-511; İbnü&#8217;l-Cevzi, Safvetü&#8217;s Safve, Haleb,1969, I, 342; Butrus el-Bustânî,  Dâiretü&#8217;l-Maarif, IX, 177).</p>
<p align="justify">Son Ficar savaşı, Hire hükümdarı dördüncü Münzir&#8217;in oğlu  Numan Ebû Kâbûs&#8217;un saltanatı (585-614) sırasında meydana gelmiştir. Ficar savaşı  başladığı zaman, kimi rivayetlere göre Peygamber (s.a.s),14-15 yaşlarında, kimi  rivayetlere göre ise daha küçük yaşlardaydı. Son Ficar savaşında ise O&#8217;nun 14-20  yaşlarında olduğu gelen rivayetler arasındadır (İbn Hişâm, a.g.e., II, 89;  İbnü&#8217;l-Esîr, el-Kâmil fi&#8217;t-Tarih, trc. İstanbul 1986, I, 511).</p>
<p align="justify">Son Ficar savaşı ile Peygamber (s.a.s)&#8217;in Mekke&#8217;lileri  İslâm&#8217;a davet etmeye başladığı 610 yılı arasında yirmi küsûr yıl vardır. Buna  göre ilk müslümanlardan olan Zübeyr (r.a)&#8217;ın bu tarihte, yirmi yaşından büyük  olması gerekir.</p>
<p align="justify">Zübeyr&#8217;in babası ölünce, amcası Nevfel onun velâyetini  üstlenmişti. Küçük yaşta yetim kalan Zübeyr&#8217;i, annesi çok döverdi. Amcası da onu  savunur, dövmesine engel olmaya çalışırdı. Ancak Zübeyr büyüyüp müslüman olunca,  onu karşı bu sevgisi öfkeye dönüştü. Öyle ki, İslâm&#8217;dan dönmesi için onu bir  hasıra bağlayıp asar ve ateş yakarak dumanla ona işkence ederdi (el-Askalâni,  a.g.e., III, 5; İbn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 101).</p>
<p align="justify">Zübeyr, 615 yılında Mekkeli müslümanlarla birlikte  Habeşistan&#8217;a hicret etmiştir. Medine&#8217;ye hicretten sonra muhacirlerle ensâr  arasında kardeşlik tesis edildiği zaman Zübeyr ile Seleme b. Selâme b. Vakş  kardeş ilan edilmişti (İbn Abdı&#8217;l-Berr, a.g.e., II, 511). Başka rivayetlerde  ise, Rasûlüllah&#8217;ın; Abdullah İbn Mes&#8217;ûd veya Talha ya da Ka&#8217;b b. Mâlik&#8217;le Zübeyr  arasında kardeşlik tesis ettiği ifade edilmektedir (İbn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 102;  İbn Hişam, a.g.e., I, 505).</p>
<p align="justify">Bedir günü müslümanların sayılı birkaç atı vardı. Bunlardan  biri de Zübeyr&#8217;in Ya&#8217;sub adlı atı idi. O gün bir çok müşriki öldürmüştür ki,  bunlardan biri &#8220;Kureyş&#8217;in aslanı, Muttaliboğulları aslanı&#8221; diye bilinen amcası  Nevfel idi (İbn Hişam, a.g.e., I, 666, 708; İbn Hişam, Cemheretü Ensâbi&#8217;l-Arab,  Kahire, 1982, 120).</p>
<p align="justify">Zübeyr&#8217;in oğlu Abdullah, babası ile ilgili olarak şu olayı  anlatıyor: &#8220;Ahzâb günü, ben ve Ebû Seleme&#8217;nin oğlu Ömer (çocuk olduğumuzdan)  kadınların yanında bırakılmıştık. Bir de baktım ki babam Zübeyr, atının üstünde  iki yahut üç kere Kurayza oğullarına gidip geldi. Evimize döndüğümüzde babama:  Babacığım! Ben seni Benî Kurayza yurduna gidip gelirken gördüm dedim. Babam: Sen  beni öyle gördün mü evlâdım? dedi. Ben de Evet, dedim. Babam: Rasûlüllah  (s.a.s); &#8220;Benî Kurayza ya kim gider de onların haberini bana getirir&#8221; dedi. Ben  de gittim. Döndüğümde, Rasûlüllah, anası ile babasını bir arada zikrederek Ânam  babam sana feda olsun&#8221; dedi (Buharî, Fedâilü Ashâbi&#8217;n-Nebi, 13).</p>
<p></span></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/zubeyr-b-el-avvam.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/zubeyr-b-el-avvam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)</title>
		<link>http://www.nurislam.org/talha-b-ubeydullah-ra.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/talha-b-ubeydullah-ra.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:16:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=176</guid>
		<description><![CDATA[Talha b. Ubeydullah b. Osman b. Amr b. Sa'd b. Teym b. Mürre b. Katb b. Lüeyy b. Gâlib el-Kuraşî et-Teymî. Künyesi, Ebu Muhmmed'dir....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Talha, Cennetle müjdelenen on kişiden biri, İslâm&#8217;a giren ilk  sekiz kişiden ve Hz. Ebubekir aracılığıyla müslüman olan beş kişiden biridir.  Ayrıca, halife seçimini gerçekleştirmeleri için oluşturulan altı kişilik Ashab-ı  ,Surâ arasında yer almış meşhur bir sahâbdir. Annesi, es-Sa&#8217;be bint Abdillah b.  Mâlik el-Hadramiyye&#8217;dir (İbn Hişam, &#8220;es-Sîretü&#8217;n-Nebeviyye&#8221;, I, 251, Mısır 1955;  el-Askalânî, &#8220;el-İsâbe fî Temyîzi&#8217;s-Sahâbe&#8221;, III, 290;İbnü&#8217;l-Esîr, &#8220;Üsdü&#8217;l-Ğâbe  fî Ma&#8217;rifeti&#8217;s-Sahâbe&#8221;, III, 85 vd. 1970).</p>
<p align="justify">Rivayete göre, Talha b. Ubeydullah, Busra panayırında  bulunduğu bir sırada, oradaki bir manastırın rahibi: &#8220;Sorun bakayım, bu panayır  halkı arasında, ehl-i Harem&#8217;den bir kimse var mı?&#8221; diye seslenir. Talha da:  &#8220;Evet var! Ben Mekke halkındanım&#8221; diye cevap verir. Bunun üzerine rahip: &#8220;Ahmed  zuhur etti mi?&#8221; diye sorar. Talha: &#8220;Ahmed de kim?&#8221; der. Rahip: &#8220;Abdullah b.  Abdulmuttalib&#8217;in oğludur. Bu ay O&#8217;nun çıkacağı aydır. O, peygamberlerin  sonuncusudur. Haremden çıkarılacak; hurmalık, taşlık ve çorak bir yere hicret  edecektir. Sakın O&#8217;nu kaçırma&#8221; der.</p>
<p align="justify">Rahibin söyledikleri Talha&#8217;nın kalbine yer eder. Oradan  alelacele ayrılarak Mekke&#8217;ye döner ve yakında herhangi bir olayın meydana gelip  gelmediğini sorar. Abdullah&#8217;ın oğlu Muhammedü&#8217;l-Emîn&#8217;in peygamberliğini ilan  etmiş oldûğunu ve Ebubekir&#8217;in de O&#8217;na tabi olduğunu öğrenir. Hemen Ebubekir&#8217;in  yanına vararak rahibin anlattıklarını haber verir. Sonunda her ikisi birlikte  Resulullah (s.a.v.)&#8217;a giderler. Talha oracıkta müslüman olur. (İbn Sa &#8216;d, &#8220;et-  Tabakâtü&#8217;l Kübrâ&#8221;, III, 215, Beyrut; el-Askalânî, a.g.e., III, 291).</p>
<p align="justify">Birçok müslüman gibi, Talha b. Ubeydullah da İslam&#8217;a  girdikten sonra müşriklerin eziyetlerine maruz kalmış, ama yolundan dönmemiştir.  İslam&#8217;ın azılı düşmanlarından Nevfel b. Huveylid, Talha&#8217;nın müslüman olduğunu  duyunca, Ebubekir&#8217;le onu bir iple biribirlerine bağlamış, uzun süre iplerini  çözmemiş, Teymoğulları da bu duruma seyirci kalmışlardır. (İbn Hişam, a.g.e., I,  709; el-Askalânî, a.g.e., III, 291; İbnü&#8217;l-Esîr, a.g.e., III, 86).</p>
<p align="justify">Talha ile Zübeyr müslüman olunca, Resulullah (s.a.v.) onları  kardeş ilan etti. Hicretten sonra da Medine&#8217;de, Talha ile Ubeydullah b. Ka&#8217;b'ı,  başka bir rivayete göre ise Talha ile Saîd b. Zeyd&#8217;i kardeş ilan etmişti.</p>
<p align="justify">Talha, Bedir savaşına iştirak etmemesine rağmen Resulullah  (s.a.v.) kendisine ganimetten pay vermiştir. Kimi rivayetlere göre, bu sırada  ticaret için Şam&#8217;da bulunuyordu. Akla daha yatkın olan bir başka rivayete göre  ise, Kureyş kervanı hakkında bilgi toplamak üzere, Resulullah (s.a.v.)  tarafından Şam yoluna gönderilmişti. Nitekim, dönüşte Talha&#8217;nın ganimetten pay  istemesi bunu gösteriyor (İbn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 216; İbnü&#8217;l-Esîr, a.g.e., III,  86).</p>
<p align="justify">Bedir&#8217;den sonraki birçok savaşa katılmıştır. Uhud günü  Peygamber (s.a.v.)&#8217;i kahramanca müdafaa etmiş, O&#8217;na bir şey olmasın diye atılan  oklara, indirilen kılıç darbelerine karşı vücudunu siper etmiştir. Sonuçta  birçok kılıç ve ok yarası almış, aldığı yara neticesi bir kolu çolak kalmış,  yine Resulullah&#8217;ı müdafaadan geri durmamıştır (İbn Hişam, a.g.e., II, 80; İbnü&#8217;l  Esîr, a.g.e., III, 86; el-Askalânî, a.g.e., III, 291).</p>
<p align="justify">Hz. Osman&#8217;ın şehid edilmesinden sonra, müslümanların büyük  bir kısmının Hz. Ali&#8217;ye bey&#8217;at ettiğini biliyoruz. Bu bey&#8217;atte bulunanlardan  biri de Talha b. Ubeydullah&#8217;tır. Ancak, bey&#8217;atten kısa bir süre sonra, Talha ile  Zübeyr ibnü&#8217;l-Avvam&#8217;ın, Hz. Ali&#8217;ye karşı çıkan Hz. Âîşe&#8217;nin yanında yer  almışlardır. Neticede ez-Zübeyr, Hz. Ali&#8217;ye karşı çıktığına pişman olarak savaş  meydanını terketmiştir. Talha ise mücadeleye devam etmiş, nihayet Cemel günü (h.  36), Mervan b. Hakem tarafından öldürülmüştür. Vefat ettiği zaman tahminen 60-64  yaşlarındaydı (İbn Hişam, a.g.e., 1, 251; İbn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 224; İbnü&#8217;l-Esır,  a.g.e., 111, 87; el-Askalânî, a.g.e., 111, 292; İbn Cerîr, Tarîhü&#8217;l-Ümemi  ve&#8217;lMülûk, XI, 50&#8242; Beyrut).</p>
<p align="justify">Talha, Peygamber Efendimizin bacanağıydı. Hanımlarından dört  tanesi Resulullah (s.a.v.)&#8217;ın zevcelerinin kız kardeşleriydi. Bunlardan Ümmü  Gülsüm, Hz. Âîşe&#8217;nin; Hamne, Zeynep bint Cahş&#8217;ın; el-Fâria, Ümmü Habibe&#8217;nin ve  Rukiyye, Ümmü Seleme&#8217;nin kızkardeşi idi (el-Askalânî, a.g.e., III, 292).</p>
<p align="justify">Talha b. Ubeydullah&#8217;ın, onbiri erkek, ikisi kız olmak üzere  onüç çocuğu vardı. Erkek çocukların herbirine bir peygamber ismi vermişti.  Bunlar: es-Seccâd diye bilinen ve Cemel vak&#8217;asında babasıyla birlikte öldürülen  Muhammed, İmran, Musa, Ya&#8217;kub (Harre günü öldürüldü), İsmail, İshak, Zekeriyyâ,  Yusuf, İsâ, Yahya, Salih idi. Kızları ise Aişe ve Meryem idi (İbn Sa&#8217;d, a.g.e.,  III, 214; İbn Hişam,.a.g.e., 1,-307).</p>
<p align="justify">Talha, doğrudan Resulullah (s.a.v.)&#8217;dan rivayette bulunduğu  gibi, Hz. Ebubekir&#8217;le Hz. Ömer&#8217;den de hadis nakletmiştir. Kendisinden de,  oğulları; Yahya, Musa ve İsa ile Kays b. Ebi Hâzım, Ebu Seleme b. Abdirrahman,  el-Ahnef, Mâlik b. Ebî Âmir ve başkaları rivayet etmişlerdir (İbn Sa&#8217;d, a.g.e.,  III, 219; el-Askalânî, a.g.e., 111, 290).</p>
<p align="justify">Talha; orta boylu, geniş göğüslü, geniş omuzlu ve iri ayaklı  idi. Esmer benizli, sık saçlı fakat saçları ne kısa kıvırcık ne de düz ve  uzundu. Güler yüzlü, ince burunlu idi. Saçlarını boyamazdı. Yürüdüğü zaman  sür&#8217;atli yürür, bir yere yöneldiği vakit tüm vucudu ile dönerdi (İbn Sa&#8217;d,  a.g.e., 111, 219; el-Askalânî, a.g.e., 111, 291).</p>
<p align="justify">Ashâbın zenginlerindendi. Zengin olduğu kadar da cömertti.  Cömertliği sebebiyle kendisine &#8220;el-Fayyâd&#8221; denirdi. Vefat ettiği zaman, miras  olarak bir hayli gayrimenkul, nakit para ve değerli eşya bırakmıştır. Rivâyete  göre gayri menkullerinin tutarı otuz milyon dirhem, nakitlerinin tutarı iki  milyon ikiyüz dirhem ve ikiyüz bin dinar idi. Sadece Irak&#8217;tan gelen yıllık  geliri yüzbin dirhem civarındaydı</p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/talha-b-ubeydullah-ra.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/talha-b-ubeydullah-ra.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAİD B. ZEYD</title>
		<link>http://www.nurislam.org/said-b-zeyd.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/said-b-zeyd.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[SAİD B. ZEYD]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=174</guid>
		<description><![CDATA[Hayattayken Cennetle müjdelenen on sahabiden biri. Babası Zeyd b. Amr olup, nesebi Ka'b da Rasûlüllah (s.a.s) ile birleşmektedir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Künyesi  Ebul-A&#8217;ver&#8217;dir. Ebu Tür olarak da çağrılırdı (İbnül-Esir, Üsdül-Ğâbe, II, 387).  Annesi Fatıma binti Ba&#8217;ce&#8217;dir. Babası Zeyd, Mekke müşriklerinin dinlerini akıl  dışı bularak cansız putlara tapınmanın anlamsızlığı karşısında gerçek dine  ulaşmak için araştırma yapmaya başlamış ve bunun için Suriye taraflarına giderek  yahudi ve hristiyan âlimleriyle görüşmelerde bulunmuştu. Ancak onların  verdikleri dini bilgiler Zeyd&#8217;i tatmin etmemişti. Zeyd&#8217;in bu durumunu gören bir  papaz ona, şirkten ve hurâfelerden uzak, Hz. İbrahim (a.s)&#8217;in dini olan  Hanifliğe tabi olmasını tavsiye etmişti. Zeyd, Hanifliğin ne olduğunu öğrendiği  zaman aradığı dini bulduğunu anlamış ve Mekke&#8217;ye dönmüştü. O, Kâbe&#8217;ye yönelerek  ibadet eder, Mekke&#8217;de İbrahim&#8217;in dini üzere bulunan tek kimse olduğunu Kureyş  müşriklerine karşı iftihar ederek söyler ve onların putlar adına kurban  kesmelerini ayıplardı. Zeyd, İsmail (a.s)&#8217;ın neslinden bir peygamberin  geleceğini öğrenmişti. Arkadaşı Amr b. Rabî&#8217;a'ya kendisinin bu peygambere  kavuşamayacağını zannettiğini, eğer ona ulaşırsa kendi selamını ona iletmesini  söylemişti (İbn Sa&#8217;d, Tabakâtül-Kübra, Beyrut (t.y), III, 379). Zeyd, Rasûlüllah  (s.a.s)&#8217;in Peygamberlikle görevlendirilmesinden önce vefat etti.</p>
<p align="justify">Said, babası Zeyd&#8217;in kendisine telkin ettiği hanif dininin  bilincinde olarak yetişmişti. Rasûlüllah (s.a.s), İslâm dinini tebliğe başladığı  zaman, onun çağırdığı dinin babasının söylediği prensiplerle aynı olduğunu gördü  ve ona tabi olmakta gecikmedi. Rivayetlere göre o, Rasûlüllah (s.a.s)&#8217;in az  sayıdaki ashabıyla Erkam&#8217;ın evinde gizlice toplanmaya başlamasından önce iman  etmiştir. Doğum tarihi kaynaklarda zikredilmemektedir. Ancak, onun Hicri 50 veya  51 yılında öldüğü zaman yetmiş yaşını aşmış olduğu (İbnül-Esir, Üsdül-Ğâbe, II,  389) gözönünde bulundurulursa Hicretten yirmi beş yıl önce doğmuş olabileceği  söylenebilir. Said (r.a); Hz. Ömer&#8217;in kızkardeşi Fatıma ile evli idi. Hz. Ömer  (r.a) da Said&#8217;in kızkardeşi Atîke ile evli bulunmaktaydı (İbnül-Esir, a.g.e., II,  387). Hz. Ömer, onların yeni dine girdiklerini öğrendiği zaman son derece kızmış  ve yaptıklarının hesabını sormak için hemen evlerine gitmişti. Ancak olay Ömer  (r.a)&#8217;ın iman etmesi sonucunu doğuracak bir şekilde gelişmişti (bk. Ömer ibn et-Hattab  mad.).</p>
<p align="justify">Medine&#8217;ye hicret edildiği zaman Said, Rıfaa b. Abdul-Munzır  (r.a)&#8217;ın evinde misafir olmuştur. Muâhât olayında bir rivayete göre Ebu Lübabe  başka bir rivayete göre de Rafi&#8217; b. Malik ile kardeş ilan edilmişti (İbn Sad,  III, 382). İbnül-Esîr ise, Ubey b. Ka&#8217;b ile kardeş ilan edildiğini  kaydetmektedir (Üsdül-Ğabe, II, 387).</p>
<p align="justify">Saîd b. Zeyd, Bedir savaşı hariç, Uhud, Hendek ve Rasûlullah  (s.a.s)&#8217;in diğer bütün savaşlarına katılmıştır.</p>
<p align="justify">Rasûlüllah (s.a.s), Said ile Talha b. Ubeydullah (r.a)&#8217;ı,  Suriye taraflarına giden Kureyş kervanının dönüşü hakkında bilgi toplamak ve bu  bilgileri hızlı bir şekilde Medine&#8217;ye ulaştırmakla görevlendirdi. Böylece, Ebu  Süfyan&#8217;ın başkanlığındaki bu kervan Suriye dönüşünde yakalanabilecekti. Said,  Talha ile birlikte el-Havra denilen yere kadar gitmiş ve kervanın dönüşünü  beklemeye başlamıştı. Ancak onların bu kervanın dönüşü hakkındaki haberi  Medine&#8217;ye ulaştırmadan önce Rasûlüllah (s.a.s) başka kaynaklardan gerekli  bilgileri almış ve Medine&#8217;den Ensar ve Muhacirlerden oluşan ordusuyla yola  çıkmıştı. Onlar Medine&#8217;ye Bedir savaşının vuku bulduğu gün ulaşabildiler.  Rasûlüllah (s.a.s)&#8217;in, kervanın yolunu kesmek için Medine&#8217;den ayrılmış olduğunu  gören Said ve Talha derhal ona katılmak için Bedir&#8217;e doğru yola çıktılar. Onlar  Turban denilen yere geldikleri zaman Bedir&#8217;den dönmekte olan Rasûlüllah (s.a.s)&#8217;le  karşılaştılar. Bedir savaşına fiilen iştirak edememiş olmalarına rağmen  Rasûlüllah (s.a.s) onları savaşa katılmış sayarak ganimetten diğer mücahitler  gibi pay vermişti (İbn Sa&#8217;d, III, 382-383). Said (r.a), Hz. Ömer zamanında  Suriye bölgesinde sürdürülen askerî harekâtlara katılmış; Dımaşk muhasarası ve  Yermuk savaşında bulunmuştur (İbnül-Esir, a.g.e., II, 388; İbnül-İmad el-Hanbelî,  Şezerâtu&#8217;z-Zeheb, Beyrut (t.y), I, 57).</p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/said-b-zeyd.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/said-b-zeyd.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SA&#8217;D B. EBİ VAKKAS</title>
		<link>http://www.nurislam.org/sad-b-ebi-vakkas.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/sad-b-ebi-vakkas.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 02:12:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[Aşerei Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[SA'D B. EBİ VAKKAS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[Sa'd b. Ebî Vakkas Malik b. Vuheyb b. Abdi Menaf b. Zühre. Babası Malik b. Vuheyb'dir. Malik'in künyesi Ebî Vakkas olup, Sa'd bu künyeye nisbetle İbn Ebî Vakkas olarak çağrılırdı....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; color: #000000; font-size: x-small;">Rasûlüllah (s.a.s)&#8217;in annesi Zuhreoğullarından olduğu  için, anne tarafından da nesebi Rasûlüllah (s.a.s) ile birleşmektedir. Sa&#8217;d'ın  annesi Hamene binti Süfyan b. Ümeyye&#8217;dir. Sa&#8217;d (r.a), ilk iman edenlerden  biridir. Kendisinden yapılan rivayetlere göre o İslâmı üçüncü kabul eden  kimsedir. Ancak, Hz. Hatice, Hz. Ebu Bekr, Hz. Ali ve Zeyd b. Harise&#8217;den sonra  müslüman olmuşsa beşinci müslüman olmuş oluyor. Sa&#8217;d (r.a), müslüman olduğu gün  henüz namazın farz kılınmamış olduğunu ve o zaman on yedi yaşında bulunduğunu  söylemektedir (İbn Sa&#8217;d, Tabakâtül-Kübrâ, Beyrut (t.y), III, 139).</p>
<p>Sa&#8217;d (r.a) İslâma girişine sebep olan olayı şöyle anlatır: &#8220;Müslüman olmadan  önce rüyamda kendimi hiç bir şeyi göremediğim karanlık bir yerde gördüm. Bu  arada ay doğdu ve ben onun aydınlığına tabi oldum. Benden önce bu aya kimlerin  uymuş olduğuna bakıyordum. Onlar, Zeyd b. Harise, Ali b. Ebî Talib ve Ebû  Bekir&#8217;di. Onlara ne kadar zamandan beri burada olduklarını sorduğumda, onlar;  &#8220;Bir saat kadardır&#8221; dediler. Araştırdığımda öğrendim ki, Rasûlüllah (s.a.s)  gizlice İslâm&#8217;a davette bulunmaktadır. Ona Ecyad tepesi taraflarında rastladım.  İkindi namazını kılıyordu. Orada İslâmı kabul ettim. Benden önce bu kimselerden  başkası imân etmemişti&#8221; (İbnül-Esir, Üsdül-Ğâbe, II, 368).</p>
<p>Sa&#8217;d'ın müslüman olduğunu öğrenen annesi, buna çok üzülmüş ve oğlunu atalarının  dinine döndürebilmek için çareler aramaya başlamıştı. Sa&#8217;d'a, eğer girdiği  dinden dönmezse, yemeyip içmeyeceğine dair yemin etmişti. Sa&#8217;d, annesine, bunu  yapmamasını, çünkü dininden dönmeyeceğini söyledi. Yeminini uygulamaya koyan  annesi, bir zaman sonra açlık ve susuzluktan bayılmıştı. Ayıldığında Sa&#8217;d ona;  &#8220;Senin bin tane canın olsa ve bunları bir bir versen, ben yine de dinimden  dönmeyeceğim&#8221; demişti. Onun kararlılığını gören annesi yemininden vazgeçmişti  (Üsdül-Ğabe, aynı yer). Sa&#8217;d (r.a) annesine çok düşkündü ve ona bir zarar  gelmesini asla kabul edemezdi. Ancak imanla alakalı bir konuda Rabbine isyan  edip başkalarının heva ve heveslerine de tabi olamazdı. Sa&#8217;d (r.a) ve  benzerlerinin karşılaşacağı bu gibi durumları çözümlemek ve iman edenleri  rahatlatmak için Allah Teâlâ şu âyet-i kerimeyi göndermişti: &#8220;Bununla beraber  eğer, hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşmak için seninle  uğraşırlarsa, o zaman onlara itaat etme. Dünya işlerinde onlara iyi davran&#8230;&#8221;  (Lokman, 31 / 15).</p>
<p>Sa&#8217;d (r.a), Medine&#8217;ye hicrete kadar Mekke&#8217;de kalmıştır. Dolayısıyla müşrikler  tarafından uğradıkları bütün saldırı ve işkencelere diğer müslümanlarla birlikte  Mekke dönemi boyunca muhatab olduğu muhakkaktır. Mekke&#8217;de müslümanlar, Mekke  zorbalarının saldırılarından emin olmak için ibadetlerini gizli ve tenha  yerlerde ifa ediyorlardı. Bir gün Sa&#8217;d (r.a) arkadaşlarıyla birlikte ibadet  ederlerken müşriklerden bir grup onlara sataşarak İslâmla alay etmişler ve  onlara saldırmışlardı. Sa&#8217;d eline geçirdiği bir deve sırt kemiğini alıp  müşriklere karşılık vermiş ve onlardan birini yaralayarak kanlar içerisinde  bırakmıştı. İşte İslâm&#8217;da Allah için ilk akıtılan kan budur (Üsdü&#8217;l-Ğâbe, II,  367).</p>
<p>Sa&#8217;d (r.a) kardeşi Ümeyr (r.a) ile Medine&#8217;ye hicret ettiği zaman, kan davası  yüzünden Mekke&#8217;den kaçıp buraya yerleşmiş olan diğer kardeşleri Utbe&#8217;nin evinde  kalmaya başlamışlardı. Muahat olayında Rasûlüllah (s.a.s), Sa&#8217;d'ı Mus&#8217;ab b.  Umeyr ile kardeş ilân etmişti. Başka bir rivayete göre de kardeş ilân edildiği  kimse Sa&#8217;d b. Mu&#8217;az&#8217;dır (İbn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 139-140).</p>
<p>Medine&#8217;ye hicretle birlikte İslâm devlet olmuş ve kendini tehdit eden güçlere  karşı askerî faaliyetler başlamıştı. Bu çerçevede Mekke kervanlarına yönelik  askerî birlikler (seriyye) sevkediliyordu. İlk seriyye, Hicretin yedinci ayında  Mekke kervanının yolunu kesmek için otuz kişiden oluşan Hz. Hamza komutasındaki  seriyyedir. Sa&#8217;d (r.a)&#8217;da bu ilk askerî birliğe katılanlardandır (İbn Sad, aynı  yer) Bir ay sonra Ubeyde b. Haris komutasında gönderilen seriyye Kureyş  kervanıyla karşılaştığında ilk oku Sad b. Ebi Vakkas (r.a) atarak çatışmayı  başlatmıştı. Mekke&#8217;de Allah yolunda ilk kan akıtan kimse olma şerefi Sa&#8217;d  (r.a)&#8217;a ait olduğu gibi, yine Allah yolunda ilk ok atma şerefi de böylece ona  nasip olmuştur. Sa&#8217;d (r.a) şöyle demektedir: &#8220;Araplardan Allah yolunda ilk ok  atan kimse benim&#8221; (İbn Sa&#8217;d, aynı yer).</p>
<p>Aynı yılın Zilkade ayında Rasûlüllah (s.a.s), Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas&#8217;ı yirmi kişilik  bir askerî birliğe komutan tayin ederek el-Harrar mevkiine göndermişti. Bu  seriyyenin gayesi de Mekkelilere ait kervanı vurmaktı. Ancak kervan bir gün  önceden bu yerden hareket etmiş olduğu için, bir çatışma çıkmamıştı. Rasûlüllah  (s.a.s), sadece seriyyeler göndermekle yetinmiyor, bizzat ordusunun başına  geçerek seferler düzenliyordu. Bunlardan biri olan ve II. Hicrî yılın  Rebiu&#8217;l-Evvel ayında gerçekleştirilen Buvat gazvesinde, ordu sancağını Sa&#8217;d  taşımaktaydı (Taberi, Tarih, Beyrut 1967, II, 407). Peşinden tehlikeli bir  görevle Mekke ile Taif arasındaki Nahle mevkiine keşif maksadıyla gönderilen  Abdullah b. Cahş seriyyesine katılan Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas (r.a)&#8217;ın bütün cihad  faaliyetlerine aktif bir şekilde iştirak ettiği görülmektedir.<br />
</span></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/sad-b-ebi-vakkas.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/sad-b-ebi-vakkas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

