Hz. Peygamber’in çocuklarıyla iliÅŸkilerinde de bu tür eÄŸitim unsurunu çokça görmemiz mümkündür. Islâmî terbiye altında onları yetiÅŸtirmiÅŸ, evliliklerinden sonra da onlarla ilgilenmeye devam etmiÅŸtir. Bu ilgi onların birtakım maddi ihtiyaçları açısından olduÄŸu kadar manevî ihtiyaçları açısından da gerekmiÅŸtir. Bu konuda kendi çocukları ile daha sonra evlendiÄŸi hanımların önceki evliliklerinden olan çocukları arasında bir fark olmamıştır. Onlara da aynı sevgi ve ÅŸefkati göstermiÅŸ, zaman zaman da gerekli uyarılarla onları eÄŸitmiÅŸtir. Bir defasında Hz. Peygamber Ümmü Seleme’nin önceki eÅŸi Ebû Seleme’den olan oÄŸlu Ömer’in yemek yerken tabağın her tarafından yediÄŸini görünce onu: “OÄŸul, besmele çek, saÄŸ elinle ye ve hep önünden ye” diyerek ikaz etmiÅŸtir. Medine döneminde kızı Fatıma ile damadı Ali’nin evlerine, her gün sabah namazına kalktığı zaman uÄŸrayıp onları namaza kaldırması da onun çocuklarının evliliklerinden sonra bile eÄŸitimlerine gösterdiÄŸi itinayı ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber yüklenmiÅŸ olduÄŸu risalet görevinden ayrı olarak beÅŸer olma özelliÄŸi içerisinde bir baba olarak çocuklarının sevinçleriyle sevinmiÅŸ, üzüntüleriyle üzülmüştür. Büyük kızı Zeyneb’in kocası Ebu’l-As, Bedir harbinde müşrikler safında savaÅŸa katılmış ve müslümanlara esir düşmüştü. Fidye karşılığında esirlerin serbest bırakılması esnasında Ebu’l-As da hanımının bir gerdanlığını vermek suretiyle serbest kalmak istemiÅŸti. Hz. Peygamber, Hz. Hatice’nin evlilik hediyesi olarak kızına verdiÄŸi bu gerdanlığı görünce çok üzülmüş ve ashabına: “İsterseniz bunu alır, isterseniz geri verirsiniz” demiÅŸti. Rasûlullah’ın çok üzüldüğünü gören ashabı da bunu hemen kendisine iade etmiÅŸlerdi. Daha sonraki süreçte Hz. Peygamber Ebu’l-As’dan kızını Medine’ye getirmesini istemiÅŸ, o da verdiÄŸi söz üzerine Zeyneb’i Rasûlullah’a getirmiÅŸti. Kızının kendi yanına gelmesine çok sevinen Rasûlullah, bu konuda Ebu’l-As’ı takdir etmiÅŸtir. Aynı ÅŸekilde Hz. Osman ile evlenen kızı Rukiyye’nin kocası ile HabeÅŸistan’a hicret ettikten sonra, Rasûlullah, uzun süre ondan haber alamaması nedeniyle üzülmüş, bir kadının onları gördüğünü ve iyi olduklarını haber vermesi üzerine de sevinmiÅŸti. Yine diÄŸer kızı Ümmü Gülsüm’ün kabri başında gözyaşı dökmesi hep sevinç ve üzüntülerin tarih kaynaklarına yansıyan görüntüleri olmaktadır. DiÄŸer kızı Fatıma ve damadı Ali ile birlikte torunları Hasan ve Hüseyin hakkındaki bu tür birçok örneÄŸi tarih ve hadis kaynaklarında görmek mümkündür. Genel olarak ifade etmek gerekirse Rasûlullah’ın aile hayatı, taşıdığı özellikler nedeniyle maddî planda olduÄŸu kadar manevî planda da örnek konumundadır, Onun aile hayatında uyguladığı ilkeler her dönemde önemini kaybetmeden varlığını sürdürmektedir. İnsan toplumlarının en küçük ünitesi olan aile hayatının mutlu ve huzurlu olması, toplumun huzurunu saÄŸlayacağı gerçeÄŸi en güzel örnekleriyle Rasûlullah’ın aile hayatında görülmektedir.

Tags: