HAMDULLAH ÖZTÜRK
Ramazan geceleri ise her lahza ruhları ayrı bir tatlılıkla sarar. Şefkat ve muhabbetle gönülleri okşar. Ne mutlu o kimselere ki, Ramazan ayını bir ganimet bilir.
 
Gecesi ve gündüzü ile bir yılın hasadını kaldıracak harman yerine çevirir. Zira Efendimizin müjdelediği gibi, hakkıyla değerlendirilen Ramazanlar bir yıl içinde işlenmiş günahlara kefaret olmaktadır. Ramazan’ın hakkını vermek isteyenler kendilerine şu soruları sormalı: İftarlar, birkaç dakika sonra kavuşacakmış gibi bekleşen iki âşığın ümit ve sevgiyle çarpan kalbini andırıyor mu? Ruhun sonsuzluk isteği ile arasında bir perde varmış da, o perde oruçlarla yavaş yavaş kalkıyormuş gibi bir his yaşanabiliyor mu? Namaz vakitleri ötelere açık birer menfez gibi algılanabiliyor mu ve o menfezden öbür alemler seyredilebiliyor mu? Teravihlerle gönül coşku üstüne coşku yaşayabiliyor mu? Diğer aylardan farklı olarak, sanki melekleşiyormuş gibi içimizi bir uhrevîlik sarmaya başlıyor mu? Yoksa tüm bu fırsatlar gaflet ve dalgınlık içinde eriyip gidiyor ve biz bahtsız bir insan olarak mı Ramazan’ı yolcu ediyoruz? Çölde yolculuk eden insanlar sıcaktan bunalmış ve susuzluktan kuruyacakmış gibi oldukları anda karşılarında bir vaha görünce nasıl sevinirler!.. Su gözesine ağızlarını dayayıp, kana kana içer sonra da bir ağacın gölgesine kendilerini bırakırlar ya, işte ayın zamanda Kur’an ayı olan Ramazan’ı da öyle görmeli. Oruçlarla birlikte, Kur’an gözesine yapışıp kana kana içmeliyiz. Vücudun suya kanması gibi, Kur’an’da mahlukatın nasıl soluklandığını hissetmeli ve ürperip gözyaşları dökerek nefes almaya çalışmalı. Kur’an’ı ancak onda bütün varlığın sesini duyabilenlerin hakkıyla anlayabileceğini yaşayarak idrak etmeli. Ramazan–ı Şerif bir arınma kurnası gibidir. Ramazan–ı Şerif’te gelen varidat öylesine bereketlidir ki, ondan herkes istifade edebilir ve onunla uhrevi sultanlıklara erebilir. Herkes kendi istidatlarının elverdiği ölçüde ve kabiliyetleri nispetinde o bereketten nasibini almak için çırpınmalıdır. EY NEFİS! UNUTMA Kur’an’ı herhangi bir kitap gibi değil, bizzat sana inmiş gibi okumayı unutma. O zaman, cennet meyvelerinin lezzetini, firdevs bahçelerinin renk ve güzelliklerini, reyyan yamaçlarının manzara ve çağlayanlarını müşahede edebilirsin. Ve onunla gürül gürül çağlamaya hazır hale gelebilirsin. YAKALA Ramazan’ın şeffaflaştırıcılığı ve kalbin kadirşinaslığı ile Kur’an’a yönelen insanların halini yakalamaya çalış. Onlarda İlahî isim ve sıfatlara açık olmaktan mülhem, derin bir seziş vardır. Farklı bir anlayışla Kur’an–ı Kerim’i yönelmiş ve onunla inlemiş olduğu günlerin uhrevîliğinden kalma bir olgunluk, doygunluk ve safvet vardır. Onlarda içtenlik, imanın altın zevkleriyle beslenmiş bir letafet, bir cazibe ve bir mürüvvet çağlıyor gibi büyülü bir hal hissedilir. Bu anlamlı tavırlarından ve edalarından dolayı hiçbir şey konuşmasalar da bu manalar her zaman taşar gelir ve etrafa yayılır. SEZ Kur’an–ı Kerim’i ve onun gökler ötesi kaynağını, tüllenen İlahî marifeti ve O’nun varlık âlemine dağılmış işaretlerini, Allah aşkını ve O’nun (cc) inanmış simalardaki pırıl pırıl izlerini sezmeli.

GÖNLÜ COŞMUŞLARIN VAZİFELERİ

Ramazan günlerinde ayrı bir ruh yakalamış gönüller için bir de vazife vardır. Onlar toplumun birbirinden kopmuş parçalarını bir araya getirip bütünleştirmelidirler. Bütün inzivâzedelere cemaat yolunu açar ve onları gurbetlerinden kurtarırlar. Herkese değişik boyutlarda his ve fikir ziyafetleri verirler ve böylece herkesi bir kere daha hayata uyarırlar.

Kaynak: Zaman.com.tr

Tags: