<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurislam.Org &#187; Hz. Ali</title>
	<atom:link href="http://www.nurislam.org/tag/hz-ali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nurislam.org</link>
	<description>İslamiyet Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Dec 2011 02:49:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Hz. Ali</title>
		<link>http://www.nurislam.org/hz-ali.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/hz-ali.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 01:38:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulefa-i Raşidin]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş'ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. Künyesi Ebu'ı Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru'l-Mü'minin'dir. Ayrıca 'Allah'ın Arslanı' ünvanıyla da anılır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; color: #000000; font-size: x-small;"></p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #ff0000;">Hz. Ali</span> </strong>küçük yaşından beri Resulullah&#8217;ın yanında büyüdü. On  yaşında İslâm&#8217;ı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice&#8217;den sonra müslümanlığı  ilk kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Hatice&#8217;yi bir gün ibadet ederken  gören Hz. Ali&#8217;ye Peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasını anlattığında  Hz. Ali hemen müslüman olmuştu. Mekke döneminde her zaman Resulullah&#8217;ın  yanındaydı. Kâbe&#8217;deki putları kırmasını şöyle anlatır: &#8220;Bir gün Resul-u Ekrem  ile Kâbe&#8217;ye gittik. Resul-u Ekrem omuzuma çıkmak istedi. Kalkmak istediğim zaman  kalkamıyacağımı anladı, omuzumdan indi, beni omuzuna çıkardı ve ayağa kalktı.  Kendimi istesem ufukları tutacak sanıyordum. Kâbe&#8217;nin üzerinde bir put vardı,  onu sağdan soldan ittim. Put düştü, parça parça oldu. Resulullah&#8217;ın omuzlarından  indim. İkimiz geri döndük.&#8221; (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 384).</p>
<p align="justify">Resul-u Ekrem, en yakın akrabasını uyarmak ve hakkı tebliğ  etmek hususunda Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;dan emir alınca onları Safa tepesinde toplayıp  ilâhî emirleri tebliğ edince, Kureyş müşrikleri onunla alay etmişti. İkinci  toplantıyı yapmasını Hz. Ali (r.a.)&#8217;ye bıraktı, Ali de bir ziyafet hazırlayarak  Hasimoğullarını davet etti. Resulullah yemekten sonra: &#8220;Ey Abdülmuttaliboğulları,  ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum.</p>
<p align="justify">İçinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana  bey&#8217;at edecek&#8221; dedi. Yalnız Ali (r.a.) kalktı ve orada Resulullah&#8217;a onun  istediği sözlerle bey&#8217;at etti. Bunun üzerine Resul-u Ekrem, &#8220;Kardeşimsin ve  vezirimsin &#8221; diyerek Hz. Ali&#8217;yi taltif etti.</p>
<p align="justify">Hz. Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri,  sahiplerine verilmek üzere Ali&#8217;ye bıraktı ve o gece Hz. Ali, Resulullah&#8217;ın  yatağını da yatarak müşrikleri şaşırttı. Böylece Hz. Ali, Hz. Peygamber&#8217;i  öldürmeye gelen müşrikleri oyalayarak onun yerine hayatını tehlikeye atmış, bu  suretle Peygamber&#8217;e hicreti sırasında zaman kazandırmıştır. Hz. Ali,  Peygamberimiz&#8217;in kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine verdikten sonra  Medine&#8217;ye hicret etti. Medine&#8217;de de Hz. Peygamber&#8217;in devamlı yanında bulundu,  bütün cihat harekâtlarına katıldı, Uhud&#8217;da gâzî oldu. Bedir&#8217;de sancaktardı. Aynı  zamanda keşif kolunun başındaydı; hakim noktaları tesbit ederek Hz. Peygamber&#8217;e  bildirdi. Bu mevkiler işgal edilerek, Bedir&#8217;de önemli bir savaş harekâtını  başarıya ulaştırdı. Bedir gazasının başlamasından önce, Kureyşliler&#8217;le teke tek  dövüşen üç kişiden biriydi. Bu döğüşte, hasmı Velid b. Muğire&#8217;yi kılıcı ile  öldürdüğü gibi, Hz. Ebû Ubeyde zor durumdayken yardımına koştu ve onun hasmını  da öldürdü. Kendisine &#8220;Allah&#8217;ın Arslanı&#8221; lâkabı ve Bedir ganimetlerinden bir  kılıç, bir kalkan ve bir de deve verildi.</p>
<p align="justify">Hz. Ali, Bedir savaşından sonra Hz. Peygamber&#8217;in kızı Hz.  Fâtıma ile evlendi. Nikâhını Hz. Peygamber kıydı. O zamana kadar Resulullah&#8217;la  oturan Hz. Ali nikâhtan sonra ayrı bir eve taşındı. Hz. Ali&#8217;nin, Hz. Fâtıma&#8217;dan  üç oğlu, iki kızı dünyaya geldi.</p>
<p align="justify">Hicret&#8217;in üçüncü yılında Uhud savaşında, müslüman okçuların  hatası yüzünden müşrikler müslümanların üzerine saldırmışlar ve Hz. Peygamber de  yaralanarak bir hendeğe düşmüş ve düşman onun öldüğünü yaymıştı. Halbuki o  sırada döğüşe döğüşe gerileyen Hz. Ali, Hz. Peygamber&#8217;in içine düştüğü hendeğe  ulaşarak, onu korumaya almıştı. İki tarafın da kazanamadığı bu savaşta Hz. Ali  birçok yerinden yaralanarak gazi oldu.</p>
<p align="justify">Uhud savaşından sonra Hz. Ali &#8220;Benu Nadr&#8221; Yahudilerinin  hainlikleri üzerine bu kabile ile yapılan savaşı bizzat idare etti. Bütün  çarpışmalarda Hz. Ali kahramanca döğüşmüş ve müşriklerin en meşhur savaşçılarını  öldürmüştür. Hudeybiye barışında sulh şartlarının yazılmasında o memur edildi.  Hz. Ali, sulhnameyi yazmaya şöyle başladı: &#8220;Bismillâhirrahmânirrahîm . Muhammed  Resulullah&#8230;.&#8221; Ancak müşrikler bu ifadeye itiraz ettiler. Hz. Peygamber, &#8220;Resulullah&#8221;  yerine &#8220;Muhammed b. Abdullah&#8221; yazmasını Hz. Ali&#8217;ye söylemiş fakat Hz. Ali &#8220;Resulullah&#8221;  ifadesinin yazımında ısrar etmiştir.</p>
<p align="justify">Hz. Ali Mekke&#8217;nin fethi sırasında yine sancaktardı. &#8220;Keda&#8221;  mevkiinden Mekke&#8217;ye girdi. Mekke kan dökülmeden fethedildi. Hz. Peygamber ile  birlikte Kâbe&#8217;deki bütün putları kırdılar.</p>
<p align="justify">Mekke&#8217;nin fethinden sonra Resulu Ekrem, Hâlid b. Velid&#8217;i Benu  Huzeyme kabilesine gönderdi. Bu kabile ya cehaleti, ya da bedevî olmalarından, &#8220;müslüman  olduk&#8221; anlamındaki &#8220;eslemna&#8221; kelimesi yerine &#8220;sabbena&#8221; dediği için Hâlid b.  Velid hiddetlendi ve onlarla harp etti. Hz. Peygamber olayı duyunca çok üzüldü.  Hz. Ali&#8217;yi bu hatayı telâfi ile görevlendirdi. Hz. Ali Benu Huzeyme&#8217;ye giderek  öldürülenlerin diyetini ödeyip mağdur olanların zararlarını telâfi etmişti.</p>
<p align="justify">Huneyn gazasında müslümanlar bir ara bozulup dağıldılar.  Sayıları binleri bulduğu halde içlerinden ancak birkaç kişi sabredip  dayanabildi. Hz. Ali bu savaşta yalnız sabırla tahammül etmekle kalmayarak  gösterdiği yiğitlik ve kumandanlıkla İslâm ordusunun kendi safında  toparlanmasını sağladı.</p>
<p align="justify">Resulu Ekrem hicretin 9. yılında Tebük seferine çıkarken Hz.  Ali&#8217;yi ehl-i beytin muhafazası için Medine&#8217;de bıraktı, ancak bu sefere  katılamadığı için müteessir oldu. Bunun üzerine Resulullah: &#8220;Musa&#8217;ya göre Harun  ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?&#8221; dedi. Ali, bu iltifattan çok  memnun oldu.</p>
<p align="justify">Berae suresinin ayetleri nazil olunca, Resulullah Hz. Ali&#8217;yi  Mekke&#8217;ye gönderdi. Bu suretle hiçbir müşrikin artık Kâbe-i Şerîfi bundan sonra  haccedemeyeceğini bildirdi.</p>
<p align="justify">Yemen bölgesinin İslâm&#8217;a girmesi zordu. Görev yine Ali b. Ebi  Talib&#8217;e verildi. Hz. Ali &#8220;Bu çok güç bir iş&#8221; dedi. Resulullah da &#8220;Ya Rabb,  Ali&#8217;nin dili tercümanı, kalbi hidayet nurunun memba olsun&#8221; diye dua edince, Ali,  siyah bir bayrak alarak Yemen&#8217;e gitti, kısa süren irşadları sayesinde Yemen&#8217;in  bütün Hemedan kabilesi müslüman oldu.</p>
<p align="justify">Hz. Peygamber&#8217;in vefatı sırasında, hücresinde bulunanların  başında geliyordu. Hz. Ebu Bekir halife seçildiği sırada Hz. Ali Resulullah&#8217;ın  hücresinde tekfin ile meşgul idi.</p>
<p align="justify">Hz. Ömer devrinde devletin bütün hukuk işleriyle ilgilenip  adeta İslâm devletinin baş kadısı olarak görev yaptı. Hz. Ömer&#8217;in şehâdeti  üzerine yine devlet başkanını seçmekle görevlendirilen altı kişilik şûra  heyetinde yer alıp, bu altı kişiden en sona kalan iki adaydan biri oldu.</p>
<p align="justify">Hz. Osman&#8217;ın hilâfeti döneminde idarî tutumdan pek memnun  olmamakla birlikte İslâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden gelen şikayetleri  hep Hz. Osman&#8217;a bildirmiş ve ona hâl çareleri teklif etmişti. Hz. Osman&#8217;ı  muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti.</p>
<p align="justify">Hz. Osman&#8217;ın şehâdetinden sonra İslâm&#8217;ın ileri gelen  şahsiyetleri ona bey&#8217;at ettiler. Ancak onun bu dönemi Allah&#8217;ın bir takdiri  olarak son derece karışık bir dönem oldu. Hilâfete geçtiğinde hâlledilmesi  gereken bir çok problemle karşı karşıya kaldı. Bu karışıklıklar Cemel ve Sıffın  gibi iç çatışmaları doğurdu. İslâm devleti bünyesindeki bu ihtilâfları giderme  konusunda büyük fedakârlık ve gayretler gösterdi.</p>
<p align="justify">Nihayet, Kûfe&#8217;de 40/661 yılında bir Hârici olan Abdurrahman  b. Mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralandı. Bu yaranın etkisiyle  şehid oldu.</p>
<p align="justify">Hz. Ali devamlı olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in yanında  bulunduğu için Tefsir, Hadîs ve Fıkıhta sahabenin ileri gelenlerindendir. Hatta  Resulullah&#8217;ın tabiri ile &#8220;ilim beldesinin kapısı&#8221; olarak ümmetin en bilgini idi.  Hz. Peygamber yolunda insanları hakka iletmek için büyük gayretler sarfetmiş ve  hilâfet dönemi iç karışıklıklarla dolu olmasına rağmen İslâm&#8217;ın öğretilmesi ve  öğrenilmesi hususunda büyük katkıları olmuştu.</p>
<p align="justify">Medine&#8217;de duruma hakim olup yönetimi tam olarak eline  aldıktan sonra öğretim için merkezde bir okul kurdu. Arapça gramerin  öğretilmesini Ebu Esved ed-Düeli&#8217;ye, Kur&#8217;an okutma ve öğretme işini Abdurrahman  esSülemi&#8217;ye, Tabiî ilimler konusunda öğretmenlik görevini Kümeyl b. Ziyâd&#8217;a  verdi. Arap edebiyatı konusunda çalışma yapmak üzere de Ubade b. esSamit, ve  Ömer b. Seleme&#8217;yi görevlendirdi. Devlet yönetimi ve hizmetlerini; maliye, ordu,  teşrî ve kaza gibi bölümlere ayırarak yürütüyordu. Malî işleri, dağıtma ve  toplama diye iki kısma ayırmazdı.</p>
<p align="justify">Ümmetin malını ümmete dağıtırken de son derece titiz  davranırdı. Kendisine bir pay ayırma noktasında gayet dikkatli olup, kimsenin  hakkına tecavüz etmemekte de büyük bir örnek idi. Kendisini Kûfe&#8217;de görenler,  kışın soğuğunda ince bir elbisenin altında tir tir titreyerek camiye gittiğini  aktarırlar. Devlet yönetici ve memurlarının nasıl davranmaları gerektiği  konusunda şu yönetmeliği hazırlamıştı.</p>
<p align="justify">1. Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin.  Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın .</p>
<p align="justify">2. Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar  kardeşleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.</p>
<p align="justify">3. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin.  Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi  kaybetmeyin .</p>
<p align="justify">4. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür  davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.</p>
<p align="justify">5. Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş  ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat  edin.</p>
<p align="justify">6. Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çıkar ummadan ve  korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.</p>
<p align="justify">7. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyin.</p>
<p align="justify">8. Haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düşmemeleri için  memurlarınıza yeterince maaş ödeyin.</p>
<p align="justify">9. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için  güvendiğiniz samimi kişileri kullanın.</p>
<p align="justify">10. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap verin.</p>
<p align="justify">11. Halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize  kendilerini inandırın .</p>
<p align="justify">12. Hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyin.</p>
<p align="justify">13. Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gereken önemi  gösterin, fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.</p>
<p align="justify">14. El işlerine yardım edin; çünkü bu yoksulluğu azaltır,  hayat standardını artırır.</p>
<p align="justify">15. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir  servet gibi korunmalıdır.</p>
<p align="justify">16. Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak  olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü  davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her  zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın .</p>
<p align="justify">17. Kan dökmekten kaçının, İslâm&#8217;ın hükümlerine göre  öldürülmesi gerekmeyen kimseleri öldürmeyin.</p>
<p align="justify">Hz. Ali bütün bu emirleri kendi nefsinde eksiksiz uygulayan  bir halifeydi. Beş yıllık halifeliği çok önemli olaylarla, savaş ve sıkıntılarla  geçmişti. Fitnelere karşı sonuna kadar doğru yoldan sabırla mücadele etmek  istedi sonunda şehid oldu.</p>
<p align="justify">Hz. Ali İslâm&#8217;ın bütün güzelliklerine vakıftı. Çünkü o,  Resulullah&#8217;ın daima yanında bulunmuştu. Vahiy kâtibiydi, hâfız, müfessir ve  muhaddisti. Hz. Peygamber&#8217;den beş yüzden fazla hadis rivayet etti. Ahkâmın  nazariyatından çok amelî keyfiyetine bakardı: &#8220;Halka anladıkları hadisleri  söyleyiniz. Allah ile Peygamber&#8217;in tekzip edilmesini ister misiniz?&#8221; (Buhârî,  İlim) demiştir.</p>
<p align="justify">Hz. Ali&#8217;nin, Hz. Fâtıma&#8217;dan Hasan, Hüseyin, Muhsin adlı  oğulları ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adlı kızları oldu.</p>
<p align="justify">Hz. Ali âbid, kahraman, cesur, iyilikte yarışan, takva sahibi  ve son derece cömertti. Medine&#8217;de müslümanların durumu düzeldikten sonra, Hz.  Ali de bir hizmetçi almaya karar verip, Resulullah&#8217;a gitti. Resulullah kızıyla  damadının arasına girerek: &#8220;Ben size hizmetçiden daha hayırlısını haber vereyim.  Yatarken otuzüç kere Allahü ekber, otuzüç kere Elhamdülillah, otuzüç kere de  Subhanallah deyin&#8221; buyurdu. Yine bir gün yiyecek çok az yemekleri olan Hz. Ali  ile ailesi sofraya oturdukları sırada kapılarına bir dilenci geldi, onlar da  yemeği dilenciye verdiler. Ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen bir  esire yemeklerini verdiler. Bu olay üç gün sürdükten sonra şu ayet-i kerime  indi: &#8220;şüphesiz en iyiler mizacı kâfur olan bir tastan içerler. Allah&#8217;ın  kullarının taşıra taşıra içeceği bir kaynak. Adağı yerine getirirler ve şerri  yaygın olan bir günden korkarlar. İçleri çektiği hâlde yiyeceği, miskine, yetime  ve esire yedirirler. &#8216;Biz sizi ancak Allah&#8217;ın rızası için doyuruyoruz, sizden  bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz oldukça asık suratlı zorlu  bir günden dolayı Rabbımızdan korkuyoruz&#8217; derler. Allah da bu günün şerrinden  onları korur. Onlara parlaklık ve sevinç verir.&#8221; (İnsan, 5/11)</p>
<p align="justify">Hz. Ali&#8217;nin &#8220;Zülfikâr&#8221; adı verilen meşhur bir kılıcı vardı.  Kılıcın ağzı iki çatallı idi ve Hz. Ali&#8217;ye Resulullah tarafından hediye  edilmişti.</p>
<p align="justify">Hz. Ali&#8217;nin cömertliği, insanîliği, Resulullah&#8217;a olan  yakınlığıyla edindiği büyük manevî miras onu yüzyıllardır halk inançlarında  destani bir kişiliğe büründürmüştür. Bir gün onun dört dirhemi vardı. Birini  açıktan, birini gizliden birini gündüz, birini de gece infak etti ve hakkında şu  ayet-i kerime indi: &#8220;Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak infak  edenler. Onlar için Rabbleri katında karşılıkları vardır ve üzülecek de  değillerdir.&#8221; (el-Bakara, 2/274).</p>
<p align="justify">Hz. Ali&#8217;nin peygamberimizden rivayet ettiği bazı hadis-i  şerifler: &#8220;Günah işleyen biri pişman olur, abdest alır namaz kılar ve günahı  için istiğfar ederse Allah&#8217;u Tealâ Nisâ suresinde &#8216;Biri günah işler veya kendine  zulmeder sonra pişman olup Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;ya istiğfar ederse Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;yı çok  merhametli ve af ve mağfiret edici bulur&#8217; buyurmaktadır.&#8221;</p>
<p align="justify">&#8220;Üzerinde farz namaz borcu olan kimse, kazasını kılmadan  nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse, kazasını ödemedikçe  Allah&#8217;u Teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez. &#8220;</p>
<p align="justify">&#8220;Malınızın zekâtını veriniz. Biliniz ki, zekâtını  vermeyenlerin bunu vazife kabul etmeyenlerin namazı, orucu, haccı ve cihadı ve  imanı yoktur. &#8220;</p>
<p align="justify">Peygamberimiz (s.a.s.) Hz. Ali&#8217;ye buyurdu: &#8221; Ya Ali,  altıyüzbin koyun mu istersin, yahut altıyüzbin altın mı veya altıyüzbin nasihat  mı istersin ? &#8221; Hz. Ali dedi: &#8220;Altıyüzbin nasihat isterim.&#8221; Peygamberimiz  buyurdu: &#8220;Şu altı nasihate uyarsan altıyüzbin nasihata uymuş olursun: 1. Herkes  nafilelerle meşgul olurken sen farzları ifa et. Yani farzlardaki rükünleri,  vacipleri sünnetleri, müstehapları ifa et. 2. Herkes dünya ile meşgul olurken  sen Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;yı hatırla. İslâm&#8217;a uygun yaşa; İslâm&#8217;a uygun kazan; İslâm&#8217;a  uygun harca. 3. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken sen kendi ayıplarını ara.  Kendi ayıplarınla meşgul ol. 4. Herkes dünyayı imar ederken sen dinini imar et,  zinetlendir. 5. Herkes halka yaklaşmak için vasıta ararken, halkın rızasını  gözetirken sen Hakk&#8217;ın rızasını gözet; hakka yaklaştırıcı sebep ve vasıtaları  ara. 6. Herkes çok amel işlerken sen amelinin çok olmasına değil, ihlaslı  olmasına dikkat et.&#8221;</p>
<p align="justify">Hz. Ali buyurdu: &#8220;Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz,  kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.&#8221;</p>
<p align="justify">&#8220;İnsanın yaslanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken  ölüp hesapsız Cennet&#8217;e girmesinden daha hayırlıdır. &#8220;</p>
<p align="justify">&#8220;Kul ümidini yalnız Rabbi&#8217;ne bağlamalı ve yalnız günahları  kendini korkutmalıdır. &#8220;</p>
<p align="justify">&#8220;Cahil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden  çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah&#8217;u Teâlâ bilir&#8217; demekten sakınmasın.&#8221;</p>
<p align="justify">&#8220;Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine  uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise  ahireti unutturur. &#8220;</p>
<p align="justify">&#8220;Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek,  her halde Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda  bulunabilmektir. &#8220;</p>
<p align="justify">&#8220;Takva, hataya devamı bırakmak; aldanmamaktır . &#8220;</p>
<p align="justify">&#8220;Kalpler, kaplara benzer. Hayırlı olanı, hayırla dolu  olanıdır.&#8221;</p>
<p align="justify">&#8220;Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. &#8220;</p>
<p align="justify">Hz. Ali bu ümmetin en ileri gelenlerinden biri olarak  İslâm&#8217;ın bize kadar gelmesinde büyük rolü olan sahabelerdendir .</p>
<p></span></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/hz-ali.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/hz-ali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

