<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurislam.Org &#187; Hz. İbrahim</title>
	<atom:link href="http://www.nurislam.org/tag/hz-ibrahim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nurislam.org</link>
	<description>İslamiyet Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Dec 2011 02:49:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Selam Olsun İbrahime</title>
		<link>http://www.nurislam.org/selam-olsun-ibrahime.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/selam-olsun-ibrahime.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 10:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.ibrahim a.s]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Selam Olsun İbrahime]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Bu başlık bana ait değil; Kuran’a ait. (37:109) 
‘Kimlik sınavı’ndan ateşle sınanarak geçen İbrahim,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu başlık bana ait değil; Kuran’a ait. (37:109)<br />
‘Kimlik sınavı’ndan ateşle sınanarak geçen İbrahim,<br />
‘kişilik sınavı’nı da “kurban”la verip, özbenliğine ve<br />
onun işaret ettiği Mutlak Hakikat’e takarrubu<br />
(yaklaşması) üzerine, göklerin tebrikini işte bu<br />
şekilde alıyordu. </p>
<p>İbrahim, kendisini ciddiye almanın öbür adıydı.<br />
Kendisini ciddiye aldığı için, inancını ve inkarını,<br />
“evet”ini ve “hayır”ını, kabulünü ve reddini ciddiye<br />
aldı. Bu ciddiye alış sayesinde, “parmak ayı<br />
gösterirken parmağa değil, parmağın gösterdiği<br />
istikamete bakmayı” becerdi. Güneşe, aya ve yıldızlara<br />
takılmadı; onları hakikat yürüyüşünde bir işaret taşı<br />
olarak kullandı. </p>
<p>Kişinin kendisini ciddiye alması, hayatı ciddiye<br />
almasıdır. Hayatın anlamını kavrayamayan ve ona anlam<br />
veremeyen; “anlamsız” bir hayatı nasıl ciddiye alsın?<br />
Hayatını anlamlandıranın yalnız hayatı değil, düşleri,<br />
hülyaları, umutları ve duaları da ciddiye alınmayı<br />
hak eder. İşte İbrahim, hayatı ciddiye aldığı için<br />
rüyasını, hülyasını, duasını da ciddiye aldı.<br />
Kendisini ciddiye alanları Allah da ciddiye alırdı. Bu<br />
nedenle İbrahim’in rüyası, hülyası ve duası gökler<br />
katında ciddiye alındı; sonucu o ciddiyetle<br />
değerlendirildi. Bu ciddiyet, İbrahim’in gök kubbeye<br />
saldığı çığlığın 4000 yıl sonra dahi burada/şimdi gibi<br />
yankılanmasından anlaşılmıyor mu? </p>
<p>Nemrut’un ateşine odun taşıyanların yüzünü kararttığı<br />
bir dünyada, İbrahimî bir teslimiyete, İbrahimî bir<br />
dirence, İbrahimî bir adanışa, İbrahimî bir imana ne<br />
kadar da ihtiyacımız var. </p>
<p>Çağın Nemrutları her yerdeler; çağın İbrahimleri<br />
nerdeler? Nerdeler kendisini, inancını ve inkarını<br />
ciddiye alanlar? Nerdeler, hakikati aramanın bedelini<br />
ödeyerek hakikate ulaşanlar? Nerdeler geçiciye,<br />
dünyalığa, aldanışa “kurban gitmeyecek” sahici<br />
“Kurbanlar”? </p>
<p>Bayram onların bayramıdır; bayram kurbanların<br />
bayramıdır, kendi öz benliğine yanaşan, onunla<br />
buluşan, bilişen, tanışan ve sarışanların, sorumluluk<br />
şuuruna ulaşanların bayramıdır. Böylelerinin payına,<br />
kurban bayramlarında “et” değil “dert” düşer, elem<br />
düşer, ıstırap düşer. Çünkü onlar “he”nin ağladığını<br />
görmüşlerdir. </p>
<p>“He”nin ağladığını görenler </p>
<p>Zamanın ve mekanın, tarihin ve coğrafyanın gözlerini<br />
görenler “he”nin de gözlerini görürler. Sadece<br />
“sözlere” değil, yüzlere ve özlere de bakmayı<br />
becerenler, “he”nin gözlerine bakmayı da becerirler.<br />
İşte bu talihlilerden biri, Asaf Halet Çelebi “he”nin<br />
gözlerini görmüş; aşkına Bisütunları boyun eğdiren<br />
zamanın Ferhatlarına sesleniyor: </p>
<p>“vurma kazmayı </p>
<p>ferhaat</p>
<p>he’nin iki gözü iki çeşme </p>
<p>aaahhh </p>
<p>dağın içinde ne var ki </p>
<p>güm güm öter </p>
<p>ya senin içinde ne var </p>
<p>ferhaat” </p>
<p>Çelebi’nin he’nin ağladığını gören gözleri gerçek<br />
İbrahim’i de put kırarken görmüş. O, put yapımcılarına<br />
kızmıyor sadece, ‘sahte İbrahimlere’ de kızıyor: </p>
<p>“İbrahim </p>
<p>içimdeki putları devir </p>
<p>elindeki baltayla </p>
<p>kırılan putların yerine </p>
<p>yenilerini koyan kim </p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.. </p>
<p>İbrahim </p>
<p>Gönlümü put sanıp da kıran kim” </p>
<p>Bayramlar gönülleri imar seferberliğidir </p>
<p>Elindeki baltayı “putların” yerine gönüllere<br />
vuranların ve kalpleri “put” niyetine kıranların<br />
elinden, öncelikle o baltaları almak gerek. Dahası,<br />
kırık gönülleri sarmak, dertli yüreklere derman, kırık<br />
kalplere merhem olmak gerek. Bir toplumda, gönülleri<br />
imar edecek olanlar, mamur bir gönül taşıma<br />
bahtiyarlığına erenlerdir. </p>
<p>Korkmayın çağın sahte tanrılarından; tüm ihtişamlarını<br />
korkunun krallığına borçlu olanların ekmeğine katık<br />
olmayın. Yığınların korkularından kendilerine iktidar<br />
çıkaranların geleceği olmaz. Aldanmayın onların sahte<br />
ihtişamına; onların ihtişamı Kur’an’ın ifadesiyle<br />
“giydirilmiş kalaslara”, İncil’in ifadesiyle “badanalı<br />
kabirlere” benzer.<br />
Geleceği yeniden inşa edecek olanlar, kırık gönülleri<br />
ihya edecek olanlardır. Bayramlar bunun için bulunmaz<br />
fırsatlardır. Sabır ipliğini aşk iğnesine geçirip<br />
yırtılan umutları dikin. Toplumun tüm öksüzleri,<br />
yetimleri, yoksulları, açları, susuzları sizin doğal<br />
müttefikinizdir. Sadece Kurban bayramı dolayısıyla<br />
doyasıya et yüzü gören milyonların duygularını, halkın<br />
yoksulluğuyla ve acılarıyla dalga geçercesine hayvan<br />
muhabbetleri kurban bayramlarında depreşen yerli<br />
‘fransızlar’ nasıl anlasın? </p>
<p>Düşünce mağdurlarının yattığı hapishaneler, hastaneler,<br />
çocuk yuvaları, huzurevleri, yoksul varoşlar sizden<br />
sorulur. Mezardaki ölülerini dahi bayramlarda<br />
unutmayacak kadar vefakâr olanların, mağdur, mahkum,<br />
mazlum, masum dirilerini unutması düşünülemez. </p>
<p>Nemrut’un ateşine odun taşıyanlara karşılık, İbrahim’e<br />
su taşıyanların bayramı zaten mübarektir. </p>
<p><strong>Mustafa İslamoğlu</strong></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/selam-olsun-ibrahime.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/selam-olsun-ibrahime.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

