<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurislam.Org &#187; Son Peygamberin Mucizeleri</title>
	<atom:link href="http://www.nurislam.org/tag/son-peygamberin-mucizeleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nurislam.org</link>
	<description>İslamiyet Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Dec 2011 02:49:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Son Peygamberin Mucizeleri</title>
		<link>http://www.nurislam.org/son-peygamberin-mucizeleri.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/son-peygamberin-mucizeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 02:09:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberliği]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Mucizeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Son Peygamberin Mucizeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[KUR'AN-I KERİM Lafız ve manasındaki yüksek belagat Kur'an şiir olmadığı gibi, nesir de, baştan sona kadar kafiyeli seci' de değildir....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KUR&#8217;AN-I KERİM Lafız ve manasındaki yüksek belagat Kur&#8217;an şiir olmadığı gibi,  nesir de, baştan sona kadar kafiyeli seci&#8217; de değildir. O başlı başına eşine  rastlanmayan ilahî bir metindir. Bu sebeple Araplar emsalini görmedikleri için  onun karşısında aciz kalmışlar, aciz kalınca da Kur&#8217;an&#8217;ın sihir olduğunu iddia  etmekten başka bir yol bulamamışlardır. Bugüne kadar gelen bütün şairler,  edebiyatçılar, Kur&#8217;an&#8217;ın nazmı ve manası karşısında aciz ve hayran kalmışlar,  tek bir âyetin dahi benzerini söyleyememişlerdir. İcazı ve belagati insan sözüne  benzemez. Tek kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki o  mükemmelliğe ulaşılamaz. Kur&#8217;an&#8217;ın icazının iki unsuru vardır, ikisi de vahye  dayanır: nazmı ve manası. Kur&#8217;an&#8217;ın mucize oluşunun en açık delili yüce  belagatidir. Allah bu ilahî kitabında bütün zaman ve mekânları kuşatacak bir  şekilde beyan ve fesahat erbabına meydan okumuş, hiç kimse bir cümlesinin  benzerini söyleyememiştir. Deneyenler olmuşsa da hepsi aciz kalmıştır. Bu güne  kadar aksi isbat edilmediği için bundan sonra olması da mümkün değildir. (Bu  hususta meydan okuyan ayetler (el-Bakara,23-24; el-İsra,88; Hud,13-14; Yunus,  38) Meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi  dikkat çekicidir. Hz. Muhammed (sav) ümmi idi Hiç kimseden bir şey okumamış,  öğrenmemiş, hiç bir şey yazmamıştı. Buna rağmen ondan önce gelmiş peygamberlerin  kıssaları, daha önceki ümmet ve kavimlere dair olayların gerçek olarak Kur&#8217;an&#8217;da  anlatılması bir mucizeden başka bir şey değildi. Kureyşliler onun okur-yazar  olmadığını biliyorlardı. Daha önceki kavim ve peygamberlere dair tarihi olaylar  kıssa ve vak&#8217;aları nereden öğrendi? Bu ancak ilahi vahyin ta kendisi idi. &#8220;Ey  Muhammed! (Bu Kur&#8217;an sana indirilmeden önce) Sen daha önce bir kitaptan okumuş  ve sağ elinle de onu yazmış değildin. Eğer öyle olsaydı bâtıla uyanlar şüpheye  düşerlerdi.&#8221; (Ankebut ,48 ) Geçmiş Peygamber ve ümmetlere dair olayları  anlatmakla yetinmemiş gelecekte olacak bir çok hususu da haber vermiştir Bu  olaylardan en önemlisi; Ateşe tapan Perslerin mağlup ettikleri Rumlar karşısında  çok kısa zamanda mağlup olacaklarını ve Rum Devleti&#8217;nin galip geleceğini haber  vermesidir ki, o gün için bu haberin çok uzak bir ihtimal olduğu söylenmiştir.  Ama Allah&#8217;ın (cc) Kur&#8217;an&#8217;da haber verdiği gibi olmuş, on sene geçmeden Rumlar  Persleri mağlup etmiştir: &#8220;Elif. Lâm. Mîm. Rumlar, yenildi. Arapların bulunduğu  bölgeye en yakın bir yerde onlar, Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç  yıl içinde galip geleceklerdir.&#8221; (Rum, 1-5) Allah Peygamberine Mekke&#8217;yi  fethedeceğini müjdelemiştir Rivayet edildiğine göre, Peygamber, Hudeybiye&#8217;ye  çıkmadan önce rüyasında kendisinin ve ashabının emniyet içinde başlarını tıraş  ederek Mekke&#8217;ye girdiklerini görmüş, bunu ashabına haber vermişti. Onlar da çok  sevinmişlerdi. Nihayet sefere çıkıp, Hudeybiye&#8217;de alıkonulup döndükleri zaman bu  durum onları çok üzmüştü. Bazı münafıklar da üstü kapalı konuşmalara  başlamışlardı. Bunun üzerine fethin müyesser olacağı bildirilerek, bir sene  önceki fetih (Hayber fethi) hatırlatılmıştır.</p>
<p>&#8220;Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven  içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram&#8217;a  gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir  fetih verdi.&#8221; (el-Feth, 27) Arapların bilmediği bir çok dini inanç, amel ve  ahlâki hususları Kur&#8217;an beyan etmişti Araplar tevhid akidesi, meleklere, gayba,  kıyamet ve hesap gününe, amellerin karşılığı olan Cennet ve Cehenneme iman  etmenin gerektiğini bilmedikleri gibi, teşri ile ilgili hükümleri, helal ve  haramı, insanın saadetini temin eden ahlâki kuralları, kardeşlik ve yardımlaşma  ruhunu, birr ve takvayı, aile ve insanlara karşı görevleri de bilmiyorlardı.  İnsan hayatı için çok önemli olan bu kuralları anlatan âyet-i kerimeleri Hz.  Peygamber insanlara okuyarak tebliğ ediyordu. Kendisi Ümmi idi. Hukuk,  sosyoloji, psikoloji tahsil etmediği gibi, felsefe, ahlak ve gayba dair de bir  şeyin eğitimini almamıştı. O halde bu İlahi hazineden kendisine vahyedilen  nübüvvetten başka bir şey değildi. Kur&#8217;an&#8217;ın bir çok âyetinde ilmî hakikatler  açık olarak ifade edilmiştir. Kainat, gök, yer, yıldızlar, gezegenler, gece ve  gündüzün oluşumu, insan yaratılışı ile ilgili cismanî, aklî ve ruhî safhalar,  nebat, hayvan ve böceklerle ilgili beyan ve açıklamalarla, bulutlar yağmur,  fırtınalar, dağlar, ağaçlar nehirler, denizler gibi kainatta mevcut olan her  şeyin tafsilatlı açık ve net olarak anlatılması asrımızın ilim adamlarını dahi  hayrette bırakmıştır. Kur&#8217;an nazil olduğunda insanoğlu bunları bilmediği gibi,  uzun zaman da anlayamamıştır. Ancak bu asrımızda ilmin çok gelişmesiyle  Kur&#8217;an&#8217;ın ifade ettiği bu hakikatler anlaşılmıştır. Kur&#8217;an&#8217;ın nüzulundan bu güne  kadar on dört asır geçmesine rağmen ne naslarında ve ne de mana ve kast ettiği  hususlarda hiçbir tenakuz, kusur ve bozulma görülmemiştir. Kur&#8217;an hem ifade  bakımından, hem mana ve hüküm bakımından bir bütünlük arz etmektedir. İnsanların  söylediği sözler, güzellik ve düzgünlük bakımından daima aynı olmaz. Yazan ve  söyleyenin içinde bulunduğu hal ve şartlara göre değişir. Kur&#8217;an&#8217;ın ifade ve  üslubu ise baştan sona emsalsiz bir güzellik ve düzgünlük içindedir. Bu sözlerin  ihtiva ettiği mana, hüküm ve haberler de, yaratılış öncesinden ebediyete kadar  hemen her şeye temas ettiği halde tam bir tutarlılık, bütünlük, sıhhat ve uyum  arz etmektedir. Yalnızca bunları düşünmek ve tesbit etmek bile, Kur&#8217;an&#8217;ın insan  eseri olmadığını, Allah&#8217;tan gelmiş bulunduğunu anlamaya yetecektir. &#8220;Hâla Kur&#8217;an  üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah&#8217;tan başkası tarafından  gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.&#8221; (en-Nisa 82) Kur&#8217;an&#8217;ın pek  çok olan icaz yönleri, genel olarak şu iki kısımda toplanarak özetlenebilir: 1-  Bütün insanları hedef alan i&#8217;câzı: Kur&#8217;an&#8217;ın o zamana kadar duyulmayan, adı sanı  bilinmeyen gaybî hakikatlerden haber vermesi ve bunların aynen çıkması, geçmiş  ümmetlerden ve onların kıssalarından bahsetmesi, bütün devirlerde, her yerde ve  her millete uygulanabilen genel ve eşsiz bir hukuk sistemi ortaya koyması  mucizedir. Çünkü Hz. Muhammed (sav) ümmî idi, okuması yazması yoktu. Onun  herhangi bir âlim ve mürşidden ders almadığı, hukuk ve kanun okumadığı tarihen  sâbittir. O halde, böyle ümmî bir zâtın, Kur&#8217;ân-ı Kerim gibi, Arap belâgat ve  fesâhatının zirvesinde olan ilahî hikmetlerle dolu eşsiz bir hukuk sistemini,  kendi çabasıyla meydana getirebilmesi mümkün değildir. İşte Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;in bu  yöndeki icazını ve onun büyük bir mucize olduğunu aklı selim sahibi herkes  rahatlıkla kavrayabilir. 2- Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;in Araplara yönelik bulunan i&#8217;câzı:  Bu Kur&#8217;ân&#8217;ın ilâhî lâfzının, eşsizliğidir. Kur&#8217;an&#8217;ın hayret verici, insanı  büyüleyen yüce bir belagatı ve eşsiz bir fesahatı vardır. Eşsiz bir uslup, geniş  ve engin bir manâ hazinesi olan Kur&#8217;ân-ı Kerim, asırlardır tekrar tekrar meydan  okuduğu halde, Arap edebiyatı, belagat ve fesahat üstadları bu güne kadar  Kur&#8217;ân&#8217;ın bir benzerini yapmaktan âciz kalmışlardır.</p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/son-peygamberin-mucizeleri.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/son-peygamberin-mucizeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

