<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurislam.Org &#187; Yüce</title>
	<atom:link href="http://www.nurislam.org/tag/yuce/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nurislam.org</link>
	<description>İslamiyet Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Dec 2011 02:49:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Yüce Ahlakı</title>
		<link>http://www.nurislam.org/peygamberimizin-yuce-ahlaki.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/peygamberimizin-yuce-ahlaki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 16:28:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Yüce Ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Ahlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=478</guid>
		<description><![CDATA[Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:Bir gün Cebrail (as) Rasulullahın (sav) yanına geldi ve oturdu. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir müddet sonra başını gökyüzüne çevirdi, bir melek iniyordu. Cebrail (as):<br />
-şu gelen melek, yaratıldığı günden şu ana kadar yeryüzüne hiç inmemişti, dedi.<br />
Melek geldi ve Resulullah&#8217;ın (sav) yanına oturup:<br />
-Ya Muhammed! Beni sana Rabbin gönderdi. Seni hükümdar bir peygamber mi, yoksa kul olan bir peygamber mi kılmasını istersin? diye soruyor dedi. Cebrail (as):<br />
-Ya Muhammed! Rabbine karşı mütevazı ol! buyurdu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:<br />
-Ben sade kul olan bir peygamber olmayı istiyorum, dedi.<br />
Ebu Galib anlatıyor:<br />
Ebu Ümame el-Bahili&#8217;ye soruldu:<br />
-Bize Rasululah&#8217;tan işittiğin bir hadisi naklet. O şöyle cevap verdi:<br />
-Rasulullah&#8217;ın (sav) konuşması Kur&#8217;an&#8217;dı. Allah&#8217;ı çokça zikrederdi. Hutbelerini kısa tutar, hutbelere nispetle namazlarını uzun kılardı. Zayıfın ve yoksulun ihtiyacını görmek için birlikte onunla yürümekten çekinmez, burun kıvırmaz, kibirlenmezdi.<br />
Ebu Musa el-Eş&#8217;ari (ra) anlatıyor:<br />
-Resul-ü Ekrem (sav) kaba yünden dokuma elbiseler giyer, koyunlarını sağar, misafirlerine bizzat kendisi hizmet eder ve ikramda bulunurdu.<br />
ıbn Abbas (ra) anlatıyor:<br />
-Hz. Peygamber (sav) yere oturur, yemeğini yerde ye ve koyunlarını sağardı. Arpa ekmeği yemek üzere davet eden bir kölenin davetine dahi icabet ederdi. Medine halkından biri gecenin bir yarısı arpa ekmeği yemeğe davet etse onu kırmaz, davetine giderdi.<br />
<strong>Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu</strong></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/peygamberimizin-yuce-ahlaki.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/peygamberimizin-yuce-ahlaki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüce Allah&#8217;ın münafık saydıkları</title>
		<link>http://www.nurislam.org/yuce-allahin-munafik-saydiklari.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/yuce-allahin-munafik-saydiklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 13:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam ve İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[münafık]]></category>
		<category><![CDATA[saydıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce]]></category>
		<category><![CDATA[yüce allah]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Allah'ın münafık saydıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[BÜYÜK tabiin âlimlerinden İbn Müleyke der ki: Ben Hz. Peygamber'in sahabesinden otuz kişiyi gördüm...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her birisi münafık olmuş olmaktan korkuyordu. İman ve amellerin Allah katında kabulünden endişe duyuyorlardı. Bu, ne kadar sarsıcı bir sözdür. En büyük Zat&#8217;ın ( Hz. Peygamber&#8217;in) yanında, O&#8217;nun terbiyesinde büyümüş olan bu insanların hassasiyeti, hakikaten ders vericidir. Çağımız insanına, çağımız insanlarına uyarı anlamında bundan daha etkili bir örnek sunulabilir mi, bilemiyorum. Hz. Peygamber&#8217;e en yakın olanlar münafık olmaktan endişe ediyorlar. Bizler ise, cennetin anahtarını elimizde görüyoruz. Kimseyi beğenmiyoruz. Herkesi günahkâr ve küçük görüyoruz. Kendimizi ise Hz. Peygamber&#8217;in komşuluğuna layık görüyoruz. Böyle zannediyoruz. Çünkü dini çok az biliyoruz. Az bilgimizle de kendimizi şeyhülislamlardan daha yetkili görüyoruz. Bu dediklerimi test etmek için internet sitelerinde yayınlanmış olan dini bir haberden sonraki yorumlara bakmamız yeterlidir. Aramızda icazetsiz ne kadar çok müftü olduğunu görebiliriz. Tabii ki ürkütücüdür bu manzara. Cahil cesur olur sözünün boşa söylenmediğini gösteriyor bu göstergeler.</p>
<p>Bilinir ki, Hz. Huzeyfe (r.a), sevgili Peygamberimizin bazı özel bilgileri kulağına fısıldadığı özel bir sahabedir. Peygamberimiz (s.a.v) cemaatinde bulunan gizli münafıkların listesini Hz. Huzeyfe&#8217;ye vermişti. Bu listeden kimsenin bilgisi yoktu. Hatta en yakınların bile. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali gibi en yakınlar bile bu bilgilerden habersizdi. Huzeyfe bu bilgiyi aldığı gibi sakladı. Deşifre etmedi. Bu durumu bilen Hz. Ömer (r.a) bir gün soruyordu Hz. Huzeyfe&#8217;ye: Allah adına söyler misin? Peygamberimiz beni de münafıklardan saydı mı? Hz. Ömer (r.a) gibi zirve isim, amellerinin nifaka bulaşmasından endişe edecek kadar işi ciddiye alıyor. İslâm&#8217;ın öngördüğü “havf ve reca”,  “korku ve ümit arasında” olmak budur işte. Cehennem anıldığında kendini en önde görmek, cennet anıldığında ise kendini en geride saymak duygusu.</p>
<p>Büyük sahabe Ebu Derda (r.a) namazdan sonra “Allah&#8217;ım! Münafık olmaktan sana sığınırım” diyor. Bunu duyan birisi soruyor: “Ey Resulullah dostu senin nifakla ne ilgin olabilir ki!” Derda (r.a)  soru sahibine şöyle cevap verir: “Sakın amellerinden emin olma. Allah&#8217;a yemin ederim ki, kişi bir saat içinde fitneye uğrar ve bir anda dininden olabilir.” Peki, sahabenin korktuğu münafıklık veya nifak nedir? Müslüman&#8217;ın böyle bir tuzağa düşme ihtimali var mı? Münafıklığın iki anlamı vardır. İtikat iman açısından münafık olan; kalbinden, içinden Müslüman olmamasına rağmen dışarıya Müslüman gibi görünene verilen isimdir. Müslüman bir insanın bu kategoriyle işi olmaz.</p>
<p>Amelde münafık ise, ibadetine, iyilikseverliğine, Allah&#8217;a yönelişine riya, gösteriş, ikiyüzlülük ve kibir karıştıran kişi demektir. Müslüman kişiyi ürkütmesi gereken işte bu münafıklıktır. Günümüzde iki tür münafıklıktan da Allah&#8217;a sığınmalıyız. İmanımızı, samimiyetimizi ve ibadetlerimizdeki ihlâsı tatmalıyız.</p>
<p>Münafıklığı Hz. Peygamber şöyle özetliyor: “Dört özellik kimde bulunursa tam katışıksız münafıktır: Kendisine emanet verildiği zaman ihanet eder, konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, birine düşman olduğunda ilkesiz davranır.” Öyleyse iki kategoriyi de (inanç ve amel) derleyerek münafıkların genel özelliklerinden bahsedelim. Sonra her birimiz kendimizi tartıp “İnşallah bunlardan değiliz” diye de dua edelim.</p>
<p>Münafık kötülüğü emreder ve iyiliğe engel olur. (Tevbe, 67)</p>
<p>Münafık insanların namuslarını lekelemekten uzak durmaz. (Nur, 11)</p>
<p>Münafık kötü söz yayar. Zann ile hükmeder ve boş zannın- sözün peşinden koşar. (Hucurat, 6)</p>
<p>Münafık ikiyüzlüdür. İki dillidir. İki kalplidir. (Bakara, 14)</p>
<p>Münafık yalan söyler. Yalancılığı meslek haline getirir. Yalan yeminlerde bulunur (Münafikun, 1)</p>
<p>Münafık Allah&#8217;ın adını anarak yemin eder. Yüce Rabbin adını istismar aracı yapar. (Mücadele, 14, Tevbe, 74)</p>
<p>Münafık ahdi bozar. Sözünde durmaz. Kendince tuzak kurar ama kurduğu o tuzağa kendi düşer (Tevbe, 75)</p>
<p>Münafık namaz kıldığında gösteriş yapar. Allah&#8217;ı çok az zikreder. İbadetinde gösterişten uzak durmaz. (Nisa, 142)</p>
<p>Münafık kibir sahibidir. Bağışlanma dilemekten bile uzak durur. ( Münafikun, 5)</p>
<p>Münafık kalbinde olmayanı diliyle söyler. Dilinde olanı ise kalbine yerleştiremez. (Fetih, 11)</p>
<p>Münafık düşmanlık yaptığında zalimce davranır. İlkesizce davranır. Aşırıya gider. İnsafı terk eder. (Bakara, 178, 194, Maide, 94)</p>
<p>Münafık şeytanın oyununa gelir ve Allah&#8217;ın bağışlayacağı</p>
<p>ile kendini avundurur. Daha zamanım var diye kendini kandırır. (Hadid, 13)</p>
<p>Münafık yapmadığı şeylerle övünür. Önce kendini sonra çevresinde olanları kandırır. (Ali İmran, 188)</p>
<p>İnanıyorum ki, şu anda bu şartları okuyan hiçbir kardeşimizde bu hastalıklar yoktur. Çünkü bu hastalıklar kişiyi amelde münafıklıktan imanda münafıklığa doğru hızla sürükler. Kelime-i Şahadeti getiren hiçbir kardeşimizi bu kategoride görmeyiz inşallah.</p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/yuce-allahin-munafik-saydiklari.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/yuce-allahin-munafik-saydiklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüce Allahın terbiye ettiği peygamber</title>
		<link>http://www.nurislam.org/yuce-allahin-terbiye-ettigi-peygamber.html</link>
		<comments>http://www.nurislam.org/yuce-allahin-terbiye-ettigi-peygamber.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 00:21:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Allahın terbiye ettiği peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurislam.org/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[DAHA annesinin rahmindeydi. Medine’ye giden genç babası geri dönemedi.
Haberi geldi. Abdullah vefat etti dediler. Daha doğmadan babasız kaldı. Allah O’na babasız doğmanın ne demek olduğunu öğretmek istiyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaya geldiğinde Mekke’nin sıcak iklimine dayanamayan küçük çocukların gönderildiği nispeten daha serin bölgelere gönderilmek istendi. O’na sütanne arandı. Her çocuğa birkaç sütanne talip olurken O’na kimse talip olmadı. Çünkü üstü başı çok pahalı giyeceklerle bezenmediği için yoksul görünüyordu. Babasız bir çocuğu kim, neden sayfiye yerine götürsün ki. Mekke’nin aristokrat ailelerinin çocuklarından para kazanmak varken, babasız Muhammed (s.a.v)’i kim ne yapsın ki! Daha küçükken Allah O’na kenarda unutulmanın ne demek olduğunu öğretmek istiyordu.</p>
<p>Hz. Halime O’nu bağrına bastı ve köyüne alıp götürdü. Şöyle düşünüyordu Sadiyeli Halime, bu çocuktan süt emzirme karşılığı para kazanamazsam bile onu en azından Mekke’nin yakıcı sıcağından kurtarmış olurum. Gözleri öylesine masum bakıyordu ki, Halime O’nu mahzun bırakmak istemiyordu. Bırakmadı da. Meğer dünyada vicdani ve insani kaygılardan ötürü insanlara el uzatanlar henüz bitmemiş. Rabbim O’na insanlığın ölmediğini öğretmek istedi.</p>
<p>Bir gün annesiyle beraber Medine’deki babasının mezarını ziyarete gitti. Yanlarında dadısı Ümmü Eymen vardı. Yoksul, kimsesiz, vefalı bir kadın. Ziyaret bitip de dönüş yoluna koyulduklarında &#8220;Ebva&#8221; denilen yerde genç annesi aniden rahatsızlandı. Oraya çadır kurdular. Kimsesiz, ıssız bir çöl ortasında! Ve kısa süre içinde annesi son nefesini verdi. Muhammed’ine doyamadan. O da annesini yeterince kucaklayamadan. Yaşı daha 7 civarıydı. Daha bu kadar küçükken babadan sonra annesiz kalmanın da ne demek olduğunu öğrenecekti.</p>
<p>Öğrendi de.</p>
<p>Yıllar sonra benim kalbim katıdır, ne yapayım ey Allah’ın Peygamberi diyen birine dönüp şöyle diyecektir. Hiç yetim başı okşadın mı? Yetim başı okşa da kalbindeki katılık sona ersin. Merhamete aç olan ile merhametten yoksun olanı öylesine iyi tanıyordu ki!</p>
<p>Amcası Ebu Talib’in evindedir. Ebu Talib yoksul bir insandı. Şerefli, izzetli ama yoksul. Bazen sofraya az yemek gelirdi. Fazlasını bulamazlardı. Bazen bir çanağın içine 2-3 kişiye yetecek yemek vardı ama o evde o tabağa el uzatan en azından 5-6 kişi olurdu. Kimse doyamazdı tam olarak. Ama kaşığını en erken çeken de o olurdu. Utanırdı. Amca çocukları aç kalırken çok yemekten utanırdı. Daha çok, ama çok küçükken sofradan aç kalkmanın ne olduğunu öğreniyordu. Aç büyüyenleri anlıyordu.</p>
<p>Hira’da ilk vahyi aldığında titriyordu. O an farklı duygular içindeydi. Ne olduğunu anlamaya çabalıyordu. Melek Cebrail O’nu öylesine sıkmıştı ki, bütün vücudu hálá o ağırlığı hissediyordu. Evine ulaştı ve eşi Hz. Hatice’ye beni ört dedi. İlk kez üşümeden, hastalanmadan üşüdüğünü hissetti. İlk kez korku ve heyecanla titriyordu.</p>
<p>İlerleyen yıllarda eşini ve amcasını üst üste kaybetti. Sırtını dayadığı iki duvar üst üste yıkıldı. Bir an Mekke’de yalnız kaldığını hissetti. Dünyadaki bütün dostların bir gün art arda gideceklerini, Yüce Rabbi’nin dışındaki dostların, dosta ebediyen dostluk edemeyeceğini bir daha anlıyordu.</p>
<p>Taiflilere İslam’ı anlatmak için gittiğinde örgütlenmiş gruplar tarafından taşlandı. Tebliğ yıllarının ortasındaki bu manzara O’na daha zor günlerin geleceğini hissettiriyordu. Bugün taş atanlar yarın ok ve mızrak atacaklardı.</p>
<p>En daraldığı yerde Miraca çıkarılarak yarası sarıldı. Yalnız olmadığını anladı O’da.</p>
<p>Sevdiği ve doğduğu şehir Mekke’den çıkarılmak istendi, nihayet suikasta uğramamak için Mekke’den gizlice çıktı. Vatansız, yurtsuz kalmanın ne olduğunu daha o gün bizzat yaşayarak öğrendi.</p>
<p>Muhteşem bir hayatı özetlemeye, karaladığım bu harf kalabalığının yetersiz olduğunu iyi biliyorum. Ama şunu da iyi biliyorum ki, Hz. Peygamber (s.a.v) 23 senenin her karesinde ilahi güç tarafından zor bir imtihandan ve çileden geçirilerek terbiye edildi. O’nun hayatının hiçbir karesi boş veya tesadüf kavramıyla değerlendirilemez. O en güzel insan hayatını özetlerken şöyle buyuruyordu: Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı.</p>
<p>Kutlu doğum haftanızı kutluyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Doc.Dr. Nihat HATİPOGLU</span></strong></p>
<div id="fb-root"></div>
   <script>
   window.fbAsyncInit = function() {
   FB.init({appId: "", status: true, cookie: true,
		 xfbml: true});
	};
 (function() {
  var e = document.createElement("script"); e.async = true;
 e.src = document.location.protocol +
   "//connect.facebook.net/tr_TR/all.js";
 document.getElementById("fb-root").appendChild(e);
}());
</script><span class = ""  style = "  "><fb:like href="http://www.nurislam.org/yuce-allahin-terbiye-ettigi-peygamber.html" send = "false" layout="button_count" show_faces="false" width="" action="like" colorscheme="light" font="" /></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurislam.org/yuce-allahin-terbiye-ettigi-peygamber.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

